GÖLGESİZ
Kaptan…
Geç dümene,
Bu kez zamanı da terk ederek şişir yelkenleri.
Rüyasını unutmuş rüzgârla
Al götür beni;
Haritalarda adı silinmiş diyarlara.
Yoruldum…
Bu taş hafızalı şehirlerde
Gökyüzü bile sırtını dönmüş insanlara.
Al götür bizi, İçinden nehirler geçmeyen vadilere.
Yıldızların bile yolunu şaşırdığı;
Sonsuzlukla kördüğüm olmuş boşluklara.
Rüzgâr sert, biz hazırız
Ne nereye sorusu,
Ne vedaya göz hakkı.
Bir çığlık gibi bırak limanı geride,
Bir anı gibi kaybolsun her şey...
Yorulduk be kaptan!
Hayat; paslı bir çiviydi etimize batan,
İnsanlar; suretleriyle kandıran aynalar.
Bıktık, usandık sahtelikten!..
Her selam bir hançerdi,
Her sarılış, zehirli bir sarmaşık.
Dost dedik, göğsümüzde dolandı ihaneti,
Kanımız dedik,
İçti içimizi susuz gecelerde.
Can dedik, canımızla oyun kurdular.
Şimdi neyimiz kaldı ki;
Ne bir mevsim
Ne bir düş
Ne de dönüp bakacak bir liman.
Kaptan...
Geç dümene, demir al, götür bizi,
Kendini tanımayan en uzak diyarlara,
Gölgemizi bile geride bırakacak,
Sonsuzluk limanına…
***



























































