EN HASINDAN
Sevdik mi,
en hasından...
Gittik mi,
bir fincan kahve hatırına.
Gözlerimizi
gözbebeğinin içine yerleştirdik.
Bakmaya cesaret edemedi, ses etmedik.
Koştuk mu canımız acıya acıya.
Dar bir kalıbı inatla
ayağımıza giyip
koştura koştura...
Tökezledik mi?
Her adımda...
Sokaktaki
kaldırımda oturup
çaresizce.
Yine kalktık yetişmek için
sırf tebessümü solmasın diye,
Esir ettik gülücüklerimizi
dudaklarının kıvrımlarına.
Çizdik mi resmini
kalbin tam duvarına?
Narasını, rızasını, azabını,
gazabını, bedduasını...
Rüzgara kılıf giydirilmez
öngüsüyle aklı kurban ederken meczup meczup.
Adem ile Havva'nın
çiğnediği yasak elma
gibi inadına inadına...
Her ritmde;
ahına, vahına, çığlığına, eyvahına, yasına
merhem olmak için.
Titreyen ellerimizle
fırça nedir bilmediğimiz halde gökkuşağı rengini...
Biz sevdiklerimize,
kendine dar gelen ne varsa,
Bedenini hapseden biriyiz.
Tıpkı kafesteki
"kuşlar" gibi...
Şüpheye düşmedik, Kıyamadık,
Kopartmadık papatyaları yapraklarından seviyor mu, sevmiyor mu diye?
Yanağımızdan gözyaşları,
öyle böyle tuzlu bir damlacık sanma.
Bile isteye, buharında
patladık kızgın lavların
Öylesine erite erite yüzümüzün derisini, etini,
şehrini dağıtıp
Bakılmaz, tanınmaz
hale getirene kadar
sevmek, nar olmak
yarda yarılıp...
Öyle değil mi?
Yüreğimde...
Hani ağacın ayrık lifi gibi
yar sıyırmış yaraları de...
Hani son arzun diyor
şimdi de
Ömre beş kala
deli öfkemin sıcaklığında
Bir de şahlanarak
at üstünde dolu dizgin.
Aklını vicdanını susturan
cüretkarca çullanıyor,
Düşe kalka yerden topladığım hâyâl kırıklarıma.
Rüzgarıyla
alevlerimi daha da parlatan yetki istiyor
gıyabında de...
De!
Kandıra kandıra...
De!
Amansız, zamansız
sorunsuz, cevapsız
yarımsız...
Ağaçtaki ham meyvanın güneşte kavrulup lezzete durduğu gibi.
Yana yana...
Kavrula kavrula...
Hayat ve ölüm arasındaki
yar parçasını unutarak.
Solgun resimler gibi,
yalancı mevsimler gibi.
Sen beni boşuna yaratmadın Mevlam...
Bir daha yaşanmayacak yılları boşuna tükettirmedin...
Sen bu yükü boşa yüklettirmedin
Mevlam.
Dünyaya asi,
kendine yük,
aşka ibretlik.
Biz daha ölmedik mi Mevlam?
Biz hala nefes mi alıyoruz ?
Sana tefekkürüm...
Sana tezzekkürüm...
Sana teşekkürüm...
Biz daha ayakta mıyız
Mevlam?
Halen yaşıyor muyuz?
Biz yaşıyor muyuz?
Yaşıyor muyuz
En hasından?














































