ÖYKÜ
Giriş Tarihi : 19-02-2026 15:11   Güncelleme : 19-02-2026 15:38

Eğitirken Dikkat Edin / İsmet Hayri

İsmet Hayri -EĞİTİRKEN DİKKAT EDİN

Eğitirken Dikkat Edin / İsmet Hayri

EĞİTİRKEN DİKKAT EDİN

Adam, papağan ve serçe meraklısı. 

Tutkusu, delilik mertebesinde; hatta deli demek mümkün!

Bir gün, tatile çıktığı Uzakdoğuda alışveriş için bir Türk marketine giriyor. Amacı meyve, sebze türü bir şeyler almak fakat içerde kimse yok. Nasılsa gelir diyerek, ön inceleme yapmak için reyona yöneliyor. Domateslerden birini alıyor eline, sertlik ve tazeliğine bakmak için. Bir ses:
- Beyefendi, lütfen domateslere dokunmayınız! Müessesemizin kurallarına aykırıdır.
Hoppala! Dükkânda, gene kimse yok. Nerden geliyor ki bu ses?

Bir kavun alıyor eline, olgunluğunu kontrol etmek için, aynı ses, öncekine göre biraz daha sert:
- Beyefendi, dokunmayınız! Kurallarımıza aykırı. Dilimizi mi bilmiyorsunuz?

Adam, herhalde kamera bağlantılı bir satış yöntemidir diye düşünerek, ürünlere dokunup sesi takip ediyor. 

Bir bakıyor, aman Allah’ım! 

Bir papağan!

Hayranlıkla izlemeye başlıyor, market sahibini beklerken. Nihayet geliyor dükkan sahibi.

- Hoşgeldiniz beyefendi! Size nasıl yardımcı olabilirim?
- Kardeşim meyve, sebze almaya gelmiştim. Papağanınızla tanıştım. Bu papağanı istiyorum.
- Beyefendi imkânsız! Siz de gözlediğiniz gibi yokluğumda müşterileri yönlendiren yardımcım o. Benim için bir papağandan çok fazlası yani.
- Her şeye rağmen istiyorum!
- Beyefendi, belli ki kuş meraklısısınız. Israrcılığınız ondan. Bu, çok özel bir tür. İyi eğitilirse öğrettiğiniz her şeyi uygular. 
- Ondan istiyorum işte! Parası önemli değil!
- Sizi anlıyorum. Şöyle yapabiliriz; bunun bir yavrusu var. Israrınıza istinaden onu verebilirim size. Tabii ki onun da fiyatı hayli yüksek. Sabırla ve doğru eğitirseniz elde etmek istediğiniz her şeyi kendinize özgü bir şekilde elde etmiş olursunuz; sizi yansıtır. Unutmayınız ama papağan yetiştirmek, çok sabır gerektirir. 
- Tamam! Alıyorum. Güveniyorum sözlerinize. Ne kadar?
- On bin dolar.
- Yuh! Bir araba parası resmen!
- Maalesef öyle! Piyasada bulabileceğiniz bir tür değil. Özel yöntemlerle yakalanıp yetiştirilebildiği için istisna bir tür. Malum, istisnalar çok değerlidir.
- Bunu alsam!
- O, satılık değil beyefendi! Sizin için bu konuda yapabileceğim başka bir şey yok!

Keskin ve güvenli tavır karşısında teklifi kabul eder ve yavruyu alır.

İstanbul ‘a geldiğinde, kendisine tavsiye edildiği şekilde, ortama alışması için diğer kuşların kafesine koyar. Bir hafta misafir eder. Bir hafta sonra eğitimlere başlar.

“Anne, de yavrucuğum! Anne, de yavrucuğum!”

Papağanda ses yok!

Ertesi akşam alır; “Baba, de yavrucuğum! Baba, de yavrucuğum!”

Papağanda ses yok!

Bir hafta, bir ay, üç ay… Hâlâ tık yok papağanda. Onca da para vermiş! Paranın acısını da almaya başlıyor zavallı hayvandan.

“Anne, de yavrucuğum… Anne, de yavrucuğum!”

Öğretileri bir şaplakla tamamlanıyor; yine tık yok! Eğitimin sertlik derecesini arttırıyor adam;
“Anne, de yavrucuğum; anne, de yavrucuğum, anne de hayvanoğluhayvan!” Aşağılamaları eşlik ediyor eğitime.

Ih! Tık yok!

Hakaretleri iyice arttırdığı bir akşam, eşine dönerek:
- Hanım, at şunu kümese! Aptal çıktı bu hayvan! Onca para verdim. Sinirden kafasını koparmadan, at şunu kümese!
- Tamam bey, sakin ol! O da bir can, unutma!

Alır ve kümese bırakır. Yatarlar karı, koca. Gece üç civarı. Kümes, ciyak ciyak seslerle inliyor. Fırlıyorlar yataktan; “Eyvah! Kümese bir şey girdi.” düşüncesiyle. Gördükleri manzara karşısında donakalıyorlar!

Papağan, pençesi arasına aldığı serçeye; “Anne de yavrucuğum, baba de yavrucuğum; anne de eşşoğlu eşşek, baba de eşşoğlu eşşek!”  derken diğer pençesiyle de basıyor serçeye tokadı. Serçe de ne yapsın garibim! Ciyak, ciyak ciyaklıyor!

Kıssadan hisse!

Çocuklarınız, sizlerden gördüklerine anında tepki veriyor olmasalar da öğreniyorlar ve sizi yansıtacaklar. Dikkat edin sevgili veliler!

***


Editör: Deniz İmre

 

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi