DOST DEDİĞİN
Tanış çoktur bu çağda…
Arkadaş da çoktur meydanlarda.
Ama dost?..
Dost;
fırtınada sancağı bırakmayan,
ekmeğini ikiye bölüp
yarısını sana uzatandır.
Kalabalıklar alkış tutarken
yanında duran çoktur.
Ama düşman kapıya dayandığında
seninle aynı siperde duran var ya;
işte dost odur.
Arkadaş yüzüne güler,
dost yüreğine bakar.
Arkadaş yanlışını dillendirir,
dost ayıbını örter.
Adını korur,
Onurunu savunur.
El içinde aleyhinde söz edilince
arkadaş duyar, geçer.
Dost ise susmaz;
Hakkını savunur,
Adını çiğnetmez.
İyi gününde omuz veren çok olur.
Ama dara düştüğünde
yanında kalan,
kan bağı olmasa da
can bağı olandır dost.
Ve bir gün…
O yiğit dost,
göçüp gittiğinde
insan anlar:
Dost…
yalnız bir arkadaş değil,
Bir yurt gibidir.
Varlığında güven vardır,
yokluğunda ise
içe işleyen bir sızı.
Dost unutulmaz…
Çünkü dost,
ömürden gelip geçen biri değil;
insanın yazgısına vurulmuş,
silinmez bir damgadır.
Ve insan bu dünyada
çok şey yitirir…
Ama gerçek bir dostu yitiren
bir parça yurdunu da
yitirmiş gibi olur.
Ve elbette ki dost;
Tanrı’nın insana verdiği
en sessiz ama
en güçlü armağandır.
***














































