DENEME
Giriş Tarihi : 02-09-2022 14:57

Çocukluk

Yazan: Nevin Bahtışen - ÇOCUKLUK

Çocukluk

ÇOCUKLUK 

Bir yığındı etten, kemikten bir yığın. Yaşayan ölüydüler. Yalnız  nefes almak yaşamaksa ne acı diye düşündü. Gürültünün anlamın üzerini örttüğü kayboluşlardı.

Ruhsuz yürekler, ışıksızdı gözler. Anlamsız hayatlardı, örtülü duygular altında cebelleşen. Kendini gizleyebilmişti bu kadar curcuna içinde. Gözleri yıldızlardaydı, biliyordu sabah kalktığında olmayacaklardı. “Olsun şimdi görüyorum ya” dedi. 

Huzurdu gökyüzü, sonu olan sonsuzluktu. Kim bilir daha neler vardı, onları görmeyi ne kadar istediğini fark etmişti. Orada belki yalnız olurdu; “Kim bilir?" diye omuzlarını silkti. Burada da yalnızdı, ruhunda besledikleri yeterdi, onlarla her yerde yaşayabilirdi. 

Dumanı tüten bacalar görmüştü daha bir canlıydı onların olduğu yerler. Yürekler daha bir sıcaktı, hayaller daha bir tazeydi. “İyi ki varsınız” diye düşündü, yıldızlara göz atmıştı.

İnsanlar gözlerini yürüdüğü kaldırıma bağlamış gibi bakıyordu. Anlayamıyordu medeniyet dediği şeyi. Kendisi yüreğinde kocaman heyecanla yürürdü, gördüğü her şey ayrı bir hayale dalmasını sağlardı. “Göremiyorlar mı?" Var olan her şeyin kölesiydi bu yaşayan ölüler.

Özgürlük diye seviniyorlardı, bilmiyorlardı, yavaş yavaş ölüyorlardı. Can çekişerek diye düşündü. “İyi ki annem, babam benim gibi, çocukluğum benimle özgür, hayallerimle yaşamda koşuyorum."dedi.

Metal yuvarlak bir şeyin içinde hayranlıkla baktığı yıldızlara yaklaşıyordu. Sanki bir frizbi gibi fırlatılmıştı, yok yok füze gibi diye mırıldandı. Başı, çocuksu kollarının üzerinde, siyah saçları ipek gibi dökülmüş çıplak kollarına.

Hayranlıkla bakıyordu, gördüğü küçük yıldızlar dev gibiydi, buralarda ne kadar çok vardı, kendisinin de içinde olduğu yuvarlak araçlardan. Yıldızların, Galaksilerin arasında süzülüyordu araçları. Çok az konuşuyorlardı, hatta kendi aralarında nadiren konuşuyorlardı ama cevap veriyorlardı arada; çoğunlukla cevap veriyorlarmışta başları ile destekler gibi başlarını sallıyorlardı.

Çok büyük bir alana indik, bindiğim araçtan daha büyükleri park halindeydi. İnen aracımıza bir kaç kişi koşturuyordu, Metalimsiydi kıyafetlerinin rengi, bu da ne arkalarından pelerinli biri var sanki etrafındakiler korumasıydı. 

Kapılar, pıs pıs ederek açıldı. Yanımda oturan ayağa kalktı, elini uzattı; “buyurun dünyalı genç, buradan” dedi. Açık kapıdan pelerini uçuşarak beni bekleyen adamı görünce heyecanlandım, ilk merdiveni görmemişim ve ayağım takıldı sendeledim. Gözümü açtım, ışıl ışıl güneş doğmuş, ellerim uyuşmuş.”

Etrafına bakındı, odasındaydı. “Neler oluyor?" dedi. Gözlerini kırpıştırarak kendine baktı, odasına baktı her şey yerli yerindeydi. “Ama yıldızlar, galaksiler, pelerinli adam?” Kafasını kaşıdı, hepsinin bir rüya olduğunu anladı.

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi