CANLI MADDE / ŞEYLERİN POLİTİK EKOLOJİSİ
Madde artık suskun değil. Ne taş sessiz ne su. Ne plastik boş bir form ne de yosun yalnızca bir doku. Yaşam, sadece canlı organizmaların nabzında değil, cansız gibi görünen her şeyin içinde, çevresinde ve yankısında atıyor. “Canlı Madde” derken kastettiğimiz tam da budur:
Sınırların eridiği, doğa ile kültürün, insan ile nesnenin, canlı ile cansızın birbiriyle konuştuğu hatta birbiri olduğu bir dünya tahayyülü. Bu tahayyül, yalnızca bilimsel ya da ekolojik değil, aynı zamanda sanatsal ve varoluşsaldır.
Maddeye Söz Vermek
Politik ekoloji, çevre meselelerini ekonomik, sosyal ve politik bağlamlara yerleştirir. Ancak meseleye felsefi bir derinlik katmak istiyorsak soruyu tersinden sormak gerekir: Ya çevre bizden ne istiyor? Ya nesneler, insan merkezli bir dünya kurgusuna karşı seslerini yükseltiyorlarsa? Bruno Latour’un ve Jane Bennett’in ortaya koyduğu gibi maddelerin bir “ajan” olarak düşünülebileceği fikri, sanatı ve felsefeyi sarsar. Artık doğa, arka planda suskun bir sahne değil; o da kendi rolünü oynayan, etkileyen ve kararlar alan bir aktördür.
Sanat, bu yeni ontolojiyi en iyi hissedebileceğimiz alanlardan biridir. Bir mermer heykelin yüzeyine parmak uçlarıyla dokunduğunuzda yalnızca dokunmazsınız; yaşanan karşılıklı bir temastır. Sanat eseri yalnızca bakılan bir nesne değil, aynı zamanda bakan gözleri şekillendiren bir varlıktır. Nesneler, bizi değiştirir.
Şeylerin Direnişi ve Hatırlama Biçimleri
Politik ekoloji, nesnelerin tarihselliğini de sorgular. Bir plastik torba, yalnızca tüketimin bir simgesi değil; petrolün, küresel ekonominin, atık politikalarının ve koloniyal geçmişin bir izidir. O, aynı zamanda hatırlayan bir nesnedir. Sanatçılar, bu izleri takip ederek yeni anlatılar kurar: Doğayı romantize etmekten ziyade onunla beraber, onun dilini öğrenerek üretmektedir.
Bu anlamda, her bir sanat eseri bir “şeyin” hikâyesini anlatır: Taş, kilden gelmiştir; kil, toprağın bağrında uzun zamanlar geçirmiştir; toprak, suyla buluşmuştur. Ve her form, bir diğerine evrilmiş, evrilirken bir direniş göstermiştir. Bu direniş, sadece fiziksel değil, politik bir direniştir de. Canlı madde, statükoya boyun eğmeyen, form değiştiren ve kendine yer bulan maddedir.
Ekolojik Estetik: Yeni Güzellik Anlayışı
Politik ekolojiyle beraber estetik de dönüşür. Artık güzellik, simetriden, pürüzsüzlükten, “doğruluktan” ibaret değildir. Güzellik, bir ağacın zamansız kıvrımında, paslanmış bir metalin renk oyununda, yosun tutmuş bir duvarın hafızasında gizlidir. Sanat artık doğayı temsil etmez; doğayla birlikte çalışır. Bu bir “mimetik” değil, “aktif ortaklık” estetiğidir.
Toprakla çalışan sanatçılar, geri dönüşümle üretim yapan kolektifler, yerleştirme sanatını suya, rüzgâra, güneşe açan performansçılar artık yalnızca bir sanat yapmazlar; bir etik önerirler. Doğaya karşı değil, onunla birlikte bir yaşam ve düşünce biçimi önerirler.
Canlı Madde: Yeryüzüyle Konuşmak
“Canlı madde”, bize yalnızca şeylerin politikasını değil, politik olanın şeyler aracılığıyla nasıl kurulduğunu da gösterir. Suya yapılmış bir boru hattı, aynı zamanda bir topluluğun kaderini belirler. Maden ruhsatı verilen bir dağ, yalnızca doğal değil, kültürel ve duygusal bir yıkımdır. Canlı madde, tüm bu katmanların ifadesidir.
Bir taşın gövdesinde, bir çamurun kıvamında, bir objenin sessizliğinde yankılanan bu yeni ses, bizi yeni bir ontolojiye çağırır: Şeyleri yalnızca kullanmak yerine, onları anlamak. Onlarla konuşmak. Onların konuşmasına kulak vermek.
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz















































