DENEME
Giriş Tarihi : 20-03-2026 17:56   Güncelleme : 20-03-2026 18:02

Çanakkale / Özlem Tarı

Özlem Tarı - ÇANAKKALE

Çanakkale / Özlem Tarı

ÇANAKKALE

"Ben Gelibolulu'yum. Ben Türk’üm." Bu toprakların her bir çakıl taşında ecdadımın ayak izi her esen rüzgârında bir şehit nidası vardır. Benim için Çanakkale, sadece haritalar üzerine çizilmiş stratejik bir nokta ya da tarihin tozlu sayfalarında bir tarih değildir. O insanlığın sınavdan geçtiği; çeliğin imana, nefretin merhamete yenik düştüğü o büyük mahşerin adıdır.

Çanakkale Savaşı’nı sadece barut kokusu ve top sesleriyle anlatmak, onun ruhuna haksızlık olur. Bu savaşın asıl mucizesi; birbirini hiç tanımayan dilleri ve dinleri farklı binlerce gencin, ölümün soğuk nefesini enselerinde hissederken sergiledikleri o inanılmaz insaniyet duygusudur.

Siperler arasındaki mesafe bazen sadece birkaç metreye kadar düşerdi. Bir an önce birbirini yok etmek için tüfeklerine sarılan eller, kısa bir ateşkes ilan edildiğinde karşı siperdeki yaralı düşman askerine matarasındaki son suyu uzatacak kadar büyürdü.

Kendi yarasına basacak tütünü kalmamışken, yaralı bir Anzak askerini kucağında taşıyarak kendi hattına bırakan o meçhul Türk neferi, dünyaya şu dersi veriyordu: "Biz vatanımızı koruyoruz ama insanlığımızı asla terk etmiyoruz."

Gelibolu’nun tepelerinde bugün bile kulak kabartırsanız cepheden annesine yazdığı mektupta, "Beni merak etme ana, buralar cennet gibi..." diyen fidanların sesini duyarsınız. Oysa o mektuplar yazılırken gökten âdeta mermi yağıyordu.

Onlar, geride bıraktıkları sevdalılarını, annelerini ve doğmamış çocuklarını bir daha göremeyeceklerini biliyorlardı ama bu toprağın hürriyeti için can vermeyi, yaşamaktan daha kutsal saydılar.

Savaş bittiğinde Mustafa Kemal Atatürk’ün, uzak diyarlardan gelen ve bu topraklarda can veren yabancı askerlerin annelerine seslendiği o sözler, zaferin en duygusal nişanesidir:
"Evlatlarınız, bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır."

İşte Çanakkale budur. Bir yanı kavgadır bir yanı sonsuz bir hüzün ama en çok da onurdur. Ben Gelibolulu bir Türk olarak, her sabah o boğaza baktığımda sadece masmavi bir deniz görmem; o suların ve toprağın altında yatan binlerce isimsiz kahramanın hikâyesini ve bize bıraktıkları o büyük mirası hatırlarım.

***


Editör: Nevin Bahtışen

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi