ÇAL KAPIMI
Daha gün ışığı kendini yeni yeni bulmuşken çal kapımı
Şöyle eller ne hâlde olduğunu bilmeden çal
Ben toprak sen su olmuşken çık yollara
Bırak akan gözlerindeki yaşlar dökülürken yolunu bulursun nasılsa
Sokak lambaları henüz yeni sönmüşken
Ve ilk cemre yere düşmüşken çal kapımı
Delirmeden
Dünün demi düşmeden içine düşman olmadan daha fazla geçmişe öyle çal kapımı
Yabancı bir kalbe dokunmadan
Ayakların vefasız birine varmadan zamanı boşa harcamadan çal
Hain aşkların kupası ile doldurmadan kalbini
Ve başkaları için seni anlamayanlar için yorulmadan çal
Bir uçurum kenarında düşmeden
Kör kütük sarhoş olup
Ve yudum yudum içmeden kaderi çal kapımı işte
Çaresiz hâllere düşmeden önce çal
Gözlerin bir yalnızlığın deryasında yıkanmadan
Bana gelişine bıkmadan usanmadan yorulmadan
İsmini öylesine söyleyenler seni kandırmadan
Çal sabah henüz aydınlamadan
Avcı kuşları kanat çırpmadan
Aşk ayazlara eş olmadan çal
Dudaklarına ihanet düşmeden
Allah'ın kelamı dilinde eksilmeden çal kapımı
Yokluğumun kefenini giymeden yırt ellerinle öyle çal işte
Dağ taş üstüne gelmeden
Dizlerinin dermanı beklemekten tükenmeden
Saçların ağarıp dökülmeden
Azraile vakitsiz merhaba demeden çal kapımı
Elalemin diline düşmeden ikimiz
İçim içini yakmadan
Sol yanım sol yanında soğumadan
Bu ayrılık bu ayrılık bizi yıkmadan
Tan ağrımadan gün ışımadan çal
Kabuslar görmeden uykularından
Ve yüzün daha fazla eskimeden aynalarda
çal kapımı bekleyen
***













































