ANI
Giriş Tarihi : 25-08-2022 15:21

Bir Sabah

Yazan: Işıl Işık - BİR SABAH

Bir Sabah

BİR SABAH 

Sabahın ilk saatleri kız, yatağından doğulur. Güneşin ışıkları gözbebeklerine, annesini gören bir çocuğun gülümsemesi gibi huzur ve neşe verir. Perdenin aralık duran kenarında hareket halinde bir kumrunun başı gözükür. Hiç korkutmak istemez. Sessizce dinler. İçinde başka bir boşluğu kapatır sanki. Kız her kumru gördüğünde ona ölen sevdiklerinin selamını getirdiğini düşünür. Bakışlarının ıslak görüntüsü özlendiğini, unutulmadığını, bir gün buluşacağız mesajını verir. Belki de gönlü öyle ister. Masalları ve hayal kurmayı da sevince kumruların ölen sevdiklerinin dünyadaki habercisi olduğuna inanması hiç de zor değildi. 

Şimdi anılar bir bir gözlerinin ekranına yansır. Yarım kalmış bir filmin seyrine dalar. Gönlüyle birlikte boğazı da yutkunur. Kalbi kazınır adeta. Hemen bir nefes almak üzere balkona yönelir. Demirleri sıkıca kavrar. Serinliği ruhuna, tüm hücrelerine işler. Büyük bir rahatlama hisseder. Başını hafifçe gökyüzüne kaldırır. Bulutların top top gülen bir yüzle ona baktığını görür. Çığlıklarıyla birlikte neredeyse koluna değebilecek kadar yakın uçan  kırlangıçlar sesleriyle yeniden yaşama sevincini hatırlatır. Bir bahçıvanın gül bahçesini suladığı gibi yenilenir.

Gülümser.

Yıllar öncesi bir nisan sabahına gider yıldız gibi parlayan sözler eşliğinde hatıralar...

En sevdiği film repliği hikayesi süzülür dimağından. Hani ilkler hep en endir ya, işte öyle...

Kız dalar okyanusun en mavisine. 

Heyecandan oğlanın avuç içleri terlemiş, kızın kalbi yarış atı nabzı atımında... Parmaklar cebe mi, arkaya mı? Yahut "çanta kapağını mı açsa kız?"kıvamında bir belirsizlik. Hangi telaşı bastırmalı? Yok bu ellere bir yer lazım. Lazım da, kız da oğlan da şaşkın. Kızarmış suratlar, ter kan içinde fanila. Sanki Ağustos. Bu nasıl bahardır!

Cümle kurma sırası dudaklara odaklı oğlanın .

Eee dünkü sınav nasıl geçti?.
Kızda dönme dolaptan yeni inmiş beyin ve kalp karmaşasıyla beraber ''oh neyse!'' 
Elma şekeri gibi yanan yanakların aşkın rengine bürünmüşlüğünden utanarak:
- İyiiii, ya senin?
-Eh işte, diyen oğlanın inci dişlerle gülümseyişi.

"Ah aşık mı oluyorum, eyvah!" diyen alt beyin baloncuk okumaları...
İç ses kıza bağırıyo: "Kendine gelll! Filmdeki Deliha gibi ne bakıyon, dudak okur gibi?!"

Yok bir yerlere oturmalı yoksa sistem birazdan darma duman...
-Bi kahve içimlik vaktin var mı?
Kızın iç seste, neredeyse sormayacaktı endişesi. Neyse, beş yaşındaki çocuğun kırmızı balon sevinci, gözler araba farı misali ışıl ışıl...

Masada şekere aynı anda uzanan parmakların sobaya çarpmış gibi buluşmaları...

Sonra mı?
El ele, Arnavut kaldırımlı yolu küçük adımlarla "bitmese" diyerek yürüyen iki sevdalı... 

Sonra usulca kız içeri girer. Parmak uçlarında hafif adımlarla, ağır bir yüreği serçe telaşıyla günlüğünün arasına gizler. Kurumuş gülün üzerini okşar. Ardından bahar kokulu beyaz nevresimli yatağına tekrar uzanır. Derin bir nefes çeker içine. Aklından geçirir; Haruki Murakami'ye ait o cümleyi.

"İnsan de­nen şey, anılarını yakıt olarak kullanıp yaşamını sürdürüyor olamaz mı acaba?"

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi