ZERDALİ DEDEMLE BİR YIL / YAŞAR BAYRAKTAR
“Tüm yaşıtlarımın yaz tatili benim için bir işkenceydi.” cümlesiyle başlayan bu kitabı, merakımdan dolayı öğrencimden ödünç aldım.
Geçen hafta torunum Sofya’nın bir kitabını okumuştum; bu hafta ise bir öğrencimin kitabını okuyarak onlara, kitap okumak gibi ortak bir yanımızın olduğunu sezdirmek istedim…
Kitap, dünya malı hırsına kapılmış anne-babanın çocuklarına zaman ayıramamasıyla başlıyor. Okuldan eve dönen çocuk yalnız kalıyor, canı sıkılıyor. Bunun üzerine biraz uzakta yaşayan dedesinin evinin bulunduğu yerdeki okula naklediliyor ve öykü böylece şekilleniyor.
Çevresi gökdelenlerle dolu olmasına karşın dedenin evi, ağaçlar ve çeşit çeşit süs bitkileriyle bezeli geniş bir bahçe içinde. Çocuk, okul çıkışında babası işten dönene dek dedesinin yanında zaman geçiriyor.
Emekli bir hâkim olan dede, kendini bahçesindeki ağaçların ve çiçeklerin bakımına vermiş. Bunun yanında kitap okumayı sürdürüyor ve zengin bir kütüphaneye sahip. Çocuk, dedesinin bunca kitabı gerçekten okuyup okumadığını merak ediyor.
Doğum gününde dedesinin armağan ettiği zerdali ağacını önce pek sevmez ancak zamanla onun değerini anlar. Arkadaşlarıyla da sık sık dedesinin bahçesinde buluşur.
Bir yıl boyunca dedesiyle geçirdiği zaman, çocuğa hem doğayı hem de hayatı öğretir. Aynı zamanda kendi ailesi hakkında bilmediği gerçekleri öğrenmesini sağlar.
Aslında bu öykü bize şunu anımsatıyor: Bir ağacın gölgesi bazen bir kütüphaneden daha öğretici olabilir. Çocuğun yalnızlığı, bir dedenin bilgeliğiyle yeniden anlam kazanır.
Zerdali, yalnızca bir çocuğun öyküsü değil; şehirlerin beton duvarları arasında kaybolan, her birimizin içinde saklı duran sessiz doğayı yeniden anımsatıyor.
***














































