KİTAP ANALİZİ
Giriş Tarihi : 20-04-2026 17:00   Güncelleme : 20-04-2026 18:22

Bir Kitap: Suyun Öteki Yakasından Hikâyeler İncelemesi / Ozan Kemal Çullu

Hazırlayan: Ozan Kemal Çullu -BİR KİTAP: SUYUN ÖTEKİ YAKASINDAN HİKÂYELER İNCELEMESİ

Bir Kitap: Suyun Öteki Yakasından Hikâyeler İncelemesi / Ozan Kemal Çullu

SUYUN ÖTEKİ YAKASINDAN HİKÂYELER İNCELEMESİ

Bu kitabı yazarken amacım kusursuz bir roman ortaya koymak değildi. Zaten bu eser klasik anlamda bir roman da değil. “Suyun Öteki Yakasından Hikâyeler”, deneme, hatırat, küçük öyküler, gözlemler, fantastik anlatılar ve iç konuşmaların bir araya geldiği bir kitap.

Ben burada hayatın içinden geçen anları, hafızamda kalan insanları, çocukluğumu, İstanbul’un kaybolan semt kültürünü, iki ülke arasında yaşanan duyguları ve içimde biriken düşünceleri anlatmak istedim.

Bu kitabın benim için ayrı bir anlamı da şudur: Eseri hem Türkiye’de yaşarken hem de Yunanistan’da yaşarken yazdım. Bu nedenle kitap sadece mecazi olarak değil, gerçek anlamda da iki yakada yazılmış bir kitaptır.

Bir bölümü Türkiye’nin sokaklarında, mahallelerinde, anılarında şekillenirken bir bölümü Ege’nin öteki kıyısında, Yunanistan’da geçen günlerin, gözlemlerin ve duyguların etkisiyle tamamlandı. Bu yüzden kitapta hem Türkiye’ye hem Yunanistan’a ait izler bulunur.

Dürüst bir değerlendirme yapmam gerekirse, bu kitap önce “edebi kusursuzluk” iddiasıyla değil, samimiyet ve hafıza gücüyle öne çıkıyor. Çünkü burada anlatılanların çoğu yaşanmışlıkların içinden süzüldü. Çocukluk, aile, mahalle hayatı, sınıfsal zorluklar, sevgi eksikliği, kimlik arayışı ve geçmişe duyulan özlem filtresiz biçimde yer aldı.

Okur, kurmaca ile hatırat arasında gidip gelen bir metinle karşılaşıyor. Bu yönüyle kitap, klasik roman kalıplarından çok yaşamın içinden akan bir anlatı gibi duruyor.

Kitabın en güçlü yanlarından biri atmosfer yaratma becerisi. 1970’ler ve 80’ler İstanbul’unun kokusu, sesi, yoksulluğu, apartman hayatı, çocuk oyunları, sigara kuyrukları, eski sinemalar, mahalle dayanışması ve sokak kültürü canlı biçimde anlatıldı.

Bunun yanında Yunanistan sokakları, komşu kültürün gündelik hayatı, insanların sıcaklığı ve ortak hafızaya dair izler de kitaba yansıyor. Böylece iki toplumun benzerlikleri ve farklılıkları aynı metin içinde buluşuyor.

Kitapta iki kültüre de yer verdim. Hem Türk hem Yunan kahramanlar, sıradan insanlar, dostluklar, geçmişten gelen hikâyeler ve karşı kıyıya dair merak duygusu sayfalarda yer alıyor. Bu nedenle kitap yalnızca kişisel anılar toplamı değil, aynı zamanda iki halk arasında görünmeyen duygusal köprüler kurmaya çalışan bir anlatıdır.

Diğer güçlü tarafı ise cesareti. Kitapta Türk-Yunan ilişkileri, Türk-Ermeni meseleleri, geçmiş travmalar, aile içi huzursuzluklar, sevgi eksikliği, toplumsal yalanlar ve insanın içindeki boşluk gibi zor konulara değindim. Bunları yaparken steril, korkak ya da herkesi memnun etmeye çalışan bir dil kullanmadım. Kendi iç dünyamı ve toplum eleştirimi açıkça ortaya koydum.

Kitabın dikkat çeken başka bir yönü de fantastik anlatılar içermesi... Gerçek hayatın sertliği ile hayal gücünü aynı yerde buluşturmak istedim. Bu yüzden kitapta konuşan metro istasyonları, konuşan güvercinler, canlılaşan şehirler, geçmişten gelen sesler ve gerçekle masal arasında duran karakterler de var. Çünkü bazen hakikati doğrudan anlatmak yerine fantastik bir yoldan anlatmak daha etkili olabilir.

Elbette eksikleri de var. Kitapta zaman zaman dağınıklık hissedilebilir. Türler arasında geçişler bulunuyor: Anı, deneme, nostalji, fantastik kurgu, kişisel düşünce ve kısa hikâyeler… Bu çeşitlilik bazı okurlar için zenginlik, bazıları için ise bütünlüğü zorlayan bir unsur olabilir. Bazen güçlü başlayan bir bölüm başka bir yöne sapabiliyor. Daha sıkı bir editoryal çalışma ile etkisi daha da yükselebilirdi.

Dil açısından baktığımda süslü ve yapay bir anlatım yerine doğal, içten ve yaşayan bir Türkçe kullanmayı tercih ettim. Yer yer uzun cümleler, tekrarlar ve düşünceden düşünceye ani geçişler olabilir. Ancak ben bunu hayatın doğal akışına daha yakın buluyorum. Çünkü insan zihni de çoğu zaman böyle çalışır.

Genel olarak “Suyun Öteki Yakasından Hikâyeler”, profesyonel atölyelerde hesaplanmış bir metinden çok, yaşanmışlığın içinden gelen bir sestir. İki ülkenin kıyılarında yazılmış, iki kültürü aynı çatı altında buluşturan, gerçekle hayali yan yana getiren samimi bir kitaptır. Eğer okur teknik anlamda kusursuz bir roman arıyorsa eksikler görebilir. Ama insan hikâyeleri, kaybolan şehirler, iki yakalı hafıza, aile yaraları, aidiyet arayışı ve sıcak bir anlatım arıyorsa burada kendinden bir parça bulabilir.

***

Editör: Deniz İmre

EditörEditör