DELİ PETRO - GÜRAY KANT
Bir ev düşünün; duvarları yalnızlıkla çürümüşlük kokan hatıraların eşlik ettiği…
Bir yalnızlık düşünün; insanı delirme seviyesine getiren koyu bir tenhalığın gözler önüne serilişini.
Güray Kant’ın kaleminden çıkan “Deli Petro” adlı bu eserle; kokuşmuş, zihinde hiç susmayan bir yalnızlığın yer aldığı sayfalara konuk oluyoruz.
Şizofren bir hastanın gerçek ve düş arasında geçen yaşam yolculuğuna tanık oluyoruz. Ana karakterimiz “Deli Petro” ve ona eşlik eden diğer roman kahramanları Deniz, Yasin ve Katerina’nın rol aldığı bir yazıya yolculuğumuz başlıyor.
Romanın başından sonuna kadar yoğun bir çatışma göze çarparken eserin kurgusu da bu şizofrenik duygularla örülmüş.
49 bölümden oluşan bu eserin akıcı ve anlaşılır bir üslubu var. Her bir sayfayı, “Acaba eserin sonu nasıl bitecek?” dedirten yoğun bir merak duygusuyla okuyoruz.
Gerçek ve düş arasında kurulan halüsinasyonların eşlik ettiği, bu kalabalık yalnızlığı okumak isteyen herkese tavsiye ederim.
ALINTILAR
“Evin içi, ölümü bekleyen bir beden kadar sessizdi. Zaman burada durmuştu. Duvarlara sinmiş rutubet, yalnızca nemin değil, geçmişin de çürümüş izlerini taşıyordu.”
“Bazı sesler hâlâ hayatta kalmayı başarabiliyordu.”
“Bugüne kadar evin duvarlarına asılı kalan sessizlikti.”
“Ve kırılan şey, sadece bir anı değil; kendi kendine kurduğu tüm yalanlar zinciriydi.”
“Gerçek seni öldürmez. Ama unuttukların, her gün öldürüyor.”
“Ama Petro’nun şizofrenik zihni, bunu başka bir adamla yaşanmış bir ihanet olarak görmüştü.”
“Duvardaki fotoğraflar, eski mobilyalar, ağır bir yalnızlık taşıyordu.”
“Bu evin sadece eski değil, hasta olduğunu fark ediyordu şimdi.”
“Delilik bir mirassa… iptal edilebilecek tek vasiyet, gerçekle yüzleşmektir.”
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz
Editör: Nüzhet Ünlüer












































