AŞKIN REZONANSI / SEMA DALKILINÇ
“Aşkın Rezonansı” kitabımdan ilk paylaşım. Çok yakında kitap gelecek.
Jilda, adımlarını ritme uydurarak onunla dans etmeye devam etti. Gökyüzünden düşen her damla, onların hareketlerine eşlik ediyordu. Ayakları çimlere nazikçe dokunurken Janbek onu döndürerek bir anlığına göğsüne çekti.
Ve işte o an…
O an bir şey değişti.
Çünkü bu, sadece bir yürüyüş değildi artık sadece bir yağmur da değildi. Bu, çok daha önce atılmış bir ok için zamanın ve doğanın yaptığı küçük bir dokunuştu.
Belki de aşk çoktan oradaydı. Ama bazen… Bazen Eros, attığı oku biraz daha derine itmek için yağmuru çağırırdı.
Jilda ve Janbek, sırılsıklam olmuş kıyafetlerinin ağırlığına aldırmadan birbirlerine baktılar. Yağmur, ikisinin de yüzünde aynı ritimde dans ediyordu. Gök gürültüsünün yankısı aralarındaki sessizliğe karıştı; o an, dünya geri çekildi, geriye yalnızca onların nefesi, kalplerinin titreşimi kaldı.
Birbirlerinin gözlerinde kendi yansımalarını gördüler, iki ayrı ruhun aynı çizgide buluştuğu o ince an. Jilda’nın kalbi, Janbek’inkine dokundu sanki; bir yankı bir titreşim yayıldı aralarında. Aynı frekansta atan iki kalp aynı rezonansa yükselmişti. Aşkın kendi dilinde, kelimelere sığmayan o titreşimde buluştular.
Ve işte o anda Janbek, içinde bir şeyin değiştiğini fark etti.
Belki çoktan âşık olmuştu ama şimdi, yağmurun gök yankısı altında, bunun adını koydu. Jilda’nın varlığı, yeryüzünün tüm seslerinden daha berrak daha derin bir notaya dönüşmüştü. Onlar, aşkın rezonansında aynı dalgada salınan iki yürekti artık.
Ama bu ânı fazla da uzun tutmadılar. Çünkü bazı anlar, ancak sonradan hatırlandığında anlamını tam olarak bulurdu. Ve belki de herkes hayatında bir kez… Sadece yağmurun melodisine kulak vererek sadece yağmurla dans etmeliydi.
Çünkü bazen, sadece bazen…
Aşkın kendisi de bir damla gibi gökten düşerdi.
***
















































