ÖYKÜ
Giriş Tarihi : 04-01-2023 16:57

At Gitsin

Yazan: Sebahat Sarıca -AT GİTSİN

At Gitsin

AT GİTSİN

Geçmiş zamanın birinde, kim olduğunu, nereden  geldiğini bir türlü öğrenemedikleri yaşlı bir adam varmış.

Uğradığı kasabalarda belki bir ay bazen de bir sene kalırmış. Dilenciye benzer hali de yok ama omuzunda sürekli taşıdığı bir heybesi varmış. İnsanların kalabalık olduğu yerlerde dolaşır, dinlenmek için neresi olursa olsun oturup biraz soluklanır, heybesinden çıkardığı küçük bir somun ekmek ile karnını doyururmuş. İşte tam böyle bir dinlenme anında ekmeğinden böldüğü parçaları yutkunmaya çalışırken  yoldan geçen bir delikanlı adama  su dolu şişesini uzatmış:
-Su ister misin amca? Ekmeği susuz yutmak zordur. İstersen gel çorba ısmarlayım, ekmeğini kuru kuru yeme demiş.

Delikanlının bu davranışından  gönlü çok memnun olan adaö gülümseyerek bakmış, uzatılan suyu alıp heybesinin bir gözüne koymuş, 
-Sağol evlâdım su gibi aziz olasın, demiş ama bir de ricada bulunmuş, kalbinden bir derdini çıkarıp sanki elindeymiş gibi heybeye atmasını söylemiş. İlk başta garip gelmiş delikanlıya, gülümsemiş. Sonra tamam deyip dediklerini yapmış yaşlı adamın.

Zamanla o kasabada kim ona küçük bir yardım eli uzatsa, verilen küçük yardımları heybesinin bir gözüne koyar, bir gözüne de yardım edenlerin dertlerini koyar olmuş.

Adı duyulmaya başlamış ama öyle herkes istediği zamanda arayıp bulamıyormuş çünkü kim, hangi derdini heybeye atsa o sıkıntısından kurtuluyormuş, hal böyle olup kasabaya yayılınca yaşlı ihtiyarın kerametini duyan köşebucak arar olmuş onu.

Heybesi sırtında kasabadan ayrılmaya karar veren yaşlı adam yolda yürürken yanına bir araba yaklaşıp durdurmuş onu. Arabadan inen genç, adamın elini öper, boynuna sarılır. Şaşırır yaşlı adam, "Hayırdır evlâdım, ne oldu?" der gülümseyerek, aslında biliyordur herşeyi... Genç başlar anlatmaya; bir ay önce karşılaştığında ona su verdiğini, buna karşılık heybeye attığı derdinden nasıl kurtulduğunu...

Yaşlı adam gencin elini tutar ve şöyle bir nasihatte bulunur: -Evladım hangi derdi olursa olsun, kalbinde iyi niyet taşıyanlar hiçbir zaman kaybetmezler. Karşılık beklemeden yapılan iyiliklerin zamanı vardır, vakti gelince sahibine döner. Beni herkes fark edemez ancak iyilik düşünenler, adil olanlar görür.

Derdini herkesle paylaşma, ailen dışında ve içinde büyütme, at heybeye. Devamını bilmediğin bir türkü dolanır ya diline, sürekli söyler durursun, yorulursun söylemekten ama vazgeçemezsin, işte dertler de böyledir. Düşündükçe büyür ama bir türlü sonu gelmez. O türkünün devamını öğrenip bitireceksin ya da bu derdi sahibine havale edip sonucu bekleyeceksin.

Delikanlının şaşkın bakışları arasında yaşlı adam uzaklaşır. Devamı unutulmuş türküleri tamamlamak, heybesine atılacak dertleri toplamak için daha çoook yolu vardır.

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi