ÖYKÜ
Giriş Tarihi : 29-09-2023 16:07

Allah'ın Yardım Eli Olmak / Aydın Hanzala

Yazan: Aydın Hanzala -ALLAH'IN YARDIM ELİ OLMAK

Allah'ın Yardım Eli Olmak / Aydın Hanzala

ALLAH'IN YARDIM ELİ OLMAK

Nefesi kesiliyor, yüreği yanıyor, gözlerinde derin bir karamsarlık sanki hayatta tutunacak bir dalı kalmamış gibiydi... Yaşadığı talihsiz olayların ardı arkası kesilmiyordu. Her şeye rağmen inatla direniyor, bir çıkış yolu arıyordu Halil İbrahim...

En iyi çıkış yolu da iyilikti belki. Saf ve iyi niyetli olan Halil İbrahim’in insanlara bakış açısı iyilikten yana, yaklaşım biçimi hep içtendi zaten. İnsanları anlamayı, onlara yardımcı olmayı insani bir görev kabul edip büyük bir fedakârlıkla yerine getiriyordu. Halil İbrahim, "Düşenin dostu olmaz" sözünü reddedenlerdendi. Her zaman düşenin yanında, hep düşenin dostu olurdu...

Bir gün Halil İbrahim'e bir arkadaşından bir mesaj geldi. Yaptığı ticari bir işlemden dolayı zarara uğramıştı arkadaşı; elinde avucunda hiçbir şey kalmamış üstüne de bir hayli borçlanmıştı anlaşılan çünkü mesajda, arkadaşı evindeki halıları, televizyonu ve beyaz eşyalarını satılığa çıkardığını, isterse uygun fiyata ona satabileceğini ama istemiyorsa da eşyaları alacak başka birini bulup bulamayacağını soruyordu.  

Halil İbrahim arkadaşının evine gidip satılık eşyaların hepsine baktıktan sonra bu eşyalar için kaç lira istediğini sorduğunda arkadaşı, tüm eşyaların yirmi ile otuz bin arasında bir ederi olduğunu söyler.    

"İyi o zaman ben alıyorum bu eşyaların hepsini ama bana bir kaç gün zaman vermelisin. Bu parayı ancak bir kaç günde bulabilirim." der Halil İbrahim. 

Oradan ayrıldığında derin derin düşünmekte ve "Ne yapabilirim arkadaşım için, bende o kadar para yok ki; olsa olsa iki üç bin lira çıkar" diye de kendi kendine söylenmektedir.

Evine geri döndüğünde de hala düşünmektedir Halil İbrahim. Bir şeyler yapmalıdır ama ne? Ertesi gün aklına bir fikir gelir. Karakterini çok iyi bilen, kendisini iyi tanıyan yedi tane arkadaşına tek tek uğrar ve bu olayı hassasiyetle anlatarak yardım etmelerini talep eder.

Halil İbrahim'in kişiliğini bilen bu yardımsever dostları onu boş çevirmezler. Her bir arkadaşı, bütçesine göre yardımda bulunur. Halil İbrahim’in topladığı para miktarı yirmi bin liraya ulaşır. Halil İbrahim ve yedi arkadaşı olmak üzere toplamda sekiz kişi yardımda bulunmuştur. 

Aslında Halil İbrahim'in ilk kez yaptığı bir şey değildi bu… 

Halil İbrahim küçük küçük yardımlar toplayarak “Damlaya damlaya göl olur” misali büyük tutarlara ulaşıyor ve gerçekten ihtiyacı olanlara yardım ediyordu. 

Belki bir kişiden yirmi bin lira bir anda çıkmayabiliyordu ama on kişi bir araya gelse yirmi bin lira kolaylıkla toplanabiliyordu. Hep kendi kendine düşünürdü zaten bir kişi yüz lira verse fakirleşir mi diye. Cevap çok hızlı bir şekilde belirirdi zihninde. Hemen karşı soru gelirdi peşinden, kendisine yüz lira yardım yapılan kişi tüm sorunlarını halledip zengin olur muydu diye. Bu sorunun cevabı da hızlı ve netti. 

“On kişi yüz lira verirse bin lira, yüz kişi yüz lira verirse on bin lira ya da bin kişi yüz lira verse yüz bin lira toplanmaz mıydı? Yüz lira verenler fakirleşmezdi belki ama iflas etmiş biri için yüz bin lira büyük bir anlam ifade etmez miydi?” diye düşünerek arkadaşının evine gelir ve topladığı yirmi bin lirayı ona verir.

“İşte eşyalarının parası. Hepsini satın aldım ve sana hediye ediyorum.” dedikten sonra arkadaşına bu parayı nasıl topladığını anlatan Halil İbrahim sonunda “Bu para sana hibe edildi.” der. 

Halil İbrahim ortaya bir tencere koymuş, birinden mercimek, birinden su, birinden de yağ, diğerinden tüp, ötekinden tuz talep etmişti. 
Yardımlarla çorba hazır oldu.
Karnı aç olan açlıktan kurtulmuş oldu.
Halil İbrahim çok güzel çorba yapmıştı.
Çünkü o çorbada tuz vardı, lezzet vardı…

Editör: Serhan Poyraz 

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi