ADALET
Adalet kavramının özünde denge vardır.
İnsanların, yaşamı boyunca doğru, adil ve uygun olanı yapması gerekir.
Adalet, gücünü Hak'tan, haklılıktan, Hakka niyetten alır.
Yasalarla, etik ve ahlaki değerlerle,
vicdanla sağlanır.
Eş, dost, tanıdık, akraba hatırı, siyasi otorite ve güç baskısı, adaleti, adil olmaktan çıkarır; vicdanları yaralayarak, telafisi imkansız haksızlıklara ve hukuksuzluklara neden olur.
Özellikle siyasette rakipleri saf dışı etmek için yapılan manevralar bazen ters teper, beklenenin aksi sonuçlar verir.
Adalet; medeniyetin, uygar
lığın, insanların barış ve huzur içinde bir arada yaşamasının olmazsa olmazıdır.
Adalet, devletin temel direğidir, mülkün teminatıdır.
Adalet duygusunun gelişmesi ve topluma yayılması, temel hak ve özgürlüklerin, alt yapısını oluşturur.
Adalet, nefes almak gibidir, eğer olmazsa toplum sağlıklı nefes alamaz.
Modern toplumlar adalet sayesinde gelişir, kalkınır, müreffeh bir
hayat yaşar.
Demokratik hukuk devletlerinde adalet herkes içindir.
Tarafsız ve bağımsız yargı organları adaleti sağlamakla yükümlüdür.
Adaletli ve adil olmak, tüm insanlar için, sahip olunması gereken bir erdemdir.
Haksızlığı tercih etmek vicdanları yaralar, adalete olan güven duygusunu zedeler.
Adaletli insan herkese eşit, tarafsız davranır, doğruları savunur, çifte standartlardan kaçınır, haksızlık yapmaz, yapana karşı çıkar.
Kibir, gurur ve mağrurluktan, kendini başkalarından üstün görmekten kaçınır.
Adalet hukukun üstünde
ondan bağımsız bir kavramdır.
Hukuk hiçbir gerekçe ile
adaletsizliği korumamalıdır.
Adaletsizlikler insanların devlete olan güvenini sarsar.
Yasaları yapan yasama organlarının, yürütme ve yargı erkini kullananların, adil ve tarafsız olmaları, yasal, ahlaki ve vicdani bir sorumluluktur.
Adalet insanın vicdanını geliştirir, oto kontrolünü sağlar.














































