ACILAR SENİ GÜÇLÜ KILAR
Evren, arkadaşı Yasemin ile oturdukları büyük kütüğün üzerinde yerleşmeye çalışırken, "Senin çok bilmiş geliyor." dedi.
Evren, dün akşam Yasemin'in Antalya'nın merkezden uzak çiftliğine güçlükle ulaşmıştı. Şoförlükte pek usta değildi ve topraklı patika yollarda zar zor ilerlemişti. Neyse ki küçük kız Melisa'nın beşinci yaş günü partisini kaçırmamıştı.
Yüz metre ileride, Melisa doğum günü hediyesi olan yavru köpeğiyle papatyaların arasında koşuyordu. Neşeli çığlıkları Evren'in kulağına bir melodi gibi geliyordu.
Evren, yüzünde bir gülümsemeyle gözlerini kısarak, "Ne kadar çabuk büyüyorlar. Sanki daha dün gibiydi, el kadar doğmuştu. Köpek yavrusu gibi vıyaklıyordu.” dedi.
"Hı hı, bir de bana sor ne kadar çabuk geçiyor yıllar!” dedi Yasemin, bütün bu olanlara anbean tanıklık eden Evren'e minnettar gözlerle bakarak. "Senin el kadar bebeği kucağıma verişinden sonra başladı zorluklar. Aylarca yoğun bakımda hayat mücadelesi verdi yavrum. Akciğerleri gelişmediği için kendi nefes alana dek ödüm kopmuştu."
Evren, ellerini havaya kaldırıp titreterek "Ay, Dur! Hatırlatma bana o günü. Hayatımda yaşadığım en büyük maceraydı o gün. Hatırladıkça hâlâ daha ellerim titriyor.” dedi.
Yasemin, "Gerçekten o kadar panik oldun mu? Halbuki çok soğukkanlı hareket ediyordun. Arabada doğum yaptırırken çok sakin ve profesyonel davranmıştın. Erken doğum yapıyorken sen yanımda olmasaydın herhalde çıldırırdım.” dedi.
Evren bütün dişlerini gösterecek kadar kocaman bir kahkaha attı.
“Ne gündü ama! Ehliyetimi yeni almışım. Acemi şoför, bir de tutturdun; ‘Bebeğin şuyu eksik, buyu eksik gidip alacağım.’ diye. Doktor sana dinlen diyor, sen yedi aylık hamile, yanında acemi şoför ben... Kırsaldan şehre bir saatlik yol. Hiç mi aklımız yoktu acaba?”
Yasemin, yosun yeşili gözlerini devirerek; "Hormonlar işte, ne yaparsın!” dedikten sonra başını önüne eğerek hüzünlü bir sesle devam etti. "Ben doğduğumda “cıscıbıl” kalmışım ortalıkta. Diğer doğum yapanlar, bana acımış da fazla kıyafetlerini vermişler.
Annem doğum komplikasyonu sonucu beni doğururken ölmüş. Sarhoş babam hangi meyhane köşesinde demleniyor, bilen yok. Zaten, babasını hiç tanıyamayarak doğacak bebeğimin benimle aynı kaderi paylaşmasını istememiştim. Bebeğimin her şeyi tam olsun istemiştim.” derken Yasemin'in gözleri yaşlarla doldu.
Evren, daha önce bu konu hakkında hiçbir şey bilmediği için şaşkın bakışlarla kolunu arkadaşının omzuna attı.
“Bundan daha önce hiç bahsetmedin bana. Çok üzüldüm canım. Melisa böyle bir anneye sahip olduğu için çok şanslı. Seni hep takdir etmişimdir. Hayatında birçok acı yaşadın ama hep ayakta durdun. Hamile olduğunu öğrendiğin gün eşine bu güzel haberi vermek isterken, onun vefat haberini almıştın. Ben olsam, senin kadar güçlü olamazdım canım.”
"Bütün acılarımı içime gömüp, tüm dikkatimi bebeğime yönlendirdim. Acılar beni güçlendirdi. Gerçi bebeğimi ve beni hastaneye yetiştirmeseydin ve bebeğimi kaybetseydim, sanırım bu benim çöküşüm olurdu.” dedi Yasemin.
"Biliyor musun? Melisa da aynı annesi gibi güçlü bir çocuk. O bitmek bilmeyen yirmi dakikada, erken doğmasına rağmen nasıl dayanabildiğine inanamıyorum.” dedi Evren.
Bir süre suskun durduktan sonra, başını kendine gelmek ister gibi sağa sola salladı ve devam etti. "Neyse canım, yeter bu kadar anılarda dolanmak. Biz bu ânı yaşayalım.” dedi ve yaramaz çocuk gibi davranarak, "Dün akşamdan kalan pasta vardı ya yanına enfes bir kahve iyi giderdi şimdi."
Yasemin, her zaman yanında olan arkadaşının kahveyi ne kadar çok sevdiğini biliyordu.
Yavaşça ayağa kalktı ve güneşten korunmak için elini gözlerine siper etti.
“Melisa, haydi eve gidelim!” diye seslendi. "Evren teyzen kalan doğum günü pastanı bitirmek istiyor, sonra demedi deme."
Biraz ileride eğilmiş, köpeğini seven Melisa'nın keyfi kaçmıştı. "Ama anne!” diye mızmızlandı. “Kumsal'la birlikte çok eğleniyordum."
Bu cümlenin ardından iki arkadaşın gözleri faltaşı gibi açıldı. Şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. İlk kendine gelen Evren oldu. Kekeleyerek "Köpeğinin adını Kumsal mı koymuş?" diye sordu.
Yasemin, şaşkınlığının yerini alan hüzünle; “Ona babasının adının Kumsal olduğunu hiç söylemedim.” diye fısıldadı. "Ona koyacak binlerce isim varken, babasının adını vermesi çok ilginç.”
Kalbi sızlamıştı. İçini derin bir özlem doldurdu. Sanki babası, ete kemiğe bürünmüş bir köpek olarak Melisa'nın yakınında olacaktı.
Evren ve Yasemin, ne yapacaklarını bilemeden kolkola girip yürüdüler. Gülmekle ağlamak arasında kalmış bir hâldeydiler. Arkalarından Melisa ve Kumsal da onları takip ederek eve doğru yürüdüler.
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz













































