Bugün SMA hastalığını konu alan bir yazı kaleme almak istiyorum. Bir çoğumuzun sosyal medyadan, Tv programlarından ve yardım kampanyalarından aşina olduğu kısaca SMA denilen ve beraberinde çaresizliği getiren hastalık.
Çok sık görülmemekle birlikte tedavi süreci ve tedavi imkanlarının kolay ulaşılabilir olmaması nedeniyle gündemden düşmeyen bir hastalıktır.
Öyle ki SMA, bebek ölümlerinin en temel sebeplerinden birisi olarak göze çarpmaktadır.
Ülkemizde de bu hastalık konusunda, özellikle son yıllarda bilinçlendirme çakışmaları yapılsa da daha fazlasına ihtiyaç olduğu aşikârdır.
SMA hastalığı yaşayan kişilerde omurilikte yer alan sinirlerin kaybedilmesi söz konusu olduğundan, "Spiral Motor Nöronları" olarak adlandırılan hücre kaybı sonucunda, bireyin kaslarında güçsüzlük meydana gelmektedir.
Hastalık ilerledikçe olumsuz etkileri de artmaktadır. Hücrelerin bozulmasının bir sonucu olarak en büyük hasarı bacak kasları almaktadır. Bu güçsüzlük, göz ardı edilebilecek basitlikte bir durum değildir.
Hastalık zamanla o kadar ilerlemektedir ki kişi yemek yeme, hareket etme ve hatta nefes alma gibi aktiviteleri bile yapamaz hale gelir. SMA hastası bireylerde zeka düşüklüğü belirtisi görülmediği gibi kişinin görme, işitme, hissetmenin yanında muhakeme etme becerilerinde de her hangi bir eksikliğe yol açmayıp bireyi sadece fiziksel olarak etkilemektedir.
Özellikle bebeklerin, en masum halleriyle cihazlara bağlı görüntülerine bir çoğumuz denk gelmişizdir. Bu bebeklerin ebeveynleri, sürekli kontrol etmek zorunda oldukları bebeklerininin başında, gece gündüz nöbet tutmak zorunda kalmaktadırlar.
Dün akşam SMA hastası olan, Onur bebeğin yardım gönüllüsü değerli arkadaşım, Duygu Yarliğan ile Onur bebeğe nefes olabilmek amacıyla sosyal medyadan bir program yaptık.
Boğazında nefes alabilmesi için bir hortumla desteklenirken beslenmesi için de yine cihazlarla miğde yoluyla besinler verilmekteydi.
Henüz yardım kampanyasının %9 unda olan bu bebeğimiz gibi ülkemizde 1300 civarı SMA hastası bulunduğu bilinmektedir.
Minik Onur’ların nefes alabilmesi için daha fazla desteğe ve hatırlanmaya ihtiyaçları var.
Gücümüz yettiğince maddi destek olup yetmediği noktada ise bu farkındalığın oluşması için manevi destek olarak bir Onur’a da siz destek olabilirsiniz.
Merhametle, sevgiyle ve sağlıcakla kalın…
Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Gevher Aktaş Demirkaya
Gelincik Çiçeğinin Bize Anlattıkları
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -11 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /3
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Serhan Poyraz
Kadınlar / Charles Bukowski
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar