ZAMAN
Zaman,
arsız bir akrebin raks eden kıvrımında.
Dünya,
deha bir ressamın
zerk ettiği şırınga.
Aklım,
çıplak bir bebeğin sarıldığı kundakta.
Ürkmesin, korkmasın
diye gözünü açtığında
nazar boncuğu gibi,
umudu teğelledim.
Efendisiz, kölesiz,
düğmesizdi gömleğim.
Ben sadece gülüşümü
dudağa ilikledim.
Tutkulu bir öpücüktü
dünya denen orkestra.
Yanağımı uzattım
çalınan dertli sazda.
Aşkın kıblesine dönüp deryada yıkandıkça,
öyle bir çığlık attı ki
acı denen darbuka.
Yaramdan yakalayıp azmettirdi ızdırap.
Ben sönen güneşime
ararken kandilleri
Sünger gibi yaladı
siyahın renksiz dili
Mağrur bakma hayat,
yalın ayaklı devsin!
İğne deliğine
girsem
Sen vurmayı seversin.















































