ÖYKÜ
Giriş Tarihi : 07-05-2026 15:16

Yarım Kalan / Nevin Bahtışen

Nevin Bahtışen -YARIM KALAN

Yarım Kalan / Nevin Bahtışen

YARIM KALAN

Yağmur damlaları pencereye vurdukça ses, zamanın içinde eriyordu.

Duvardaki saatin tik takları kadının kalp atışlarına karışıyordu.

Leyla pencerenin önünde durdu.

Parmakları pencerede sabırsız bir ritim tutuyordu.

Gözü saate kaydı. Akrep ve yelkovan istediği hızda ilerlemiyordu.

Kapı vuruldu.

Ses yağmurun içinde kayboldu.

Tokmak yeniden vuruldu.

Leyla bu defa sesi duymuş kalbi hızlanmıştı.

Beklediği arkadaşı Ömer’in geldiğini düşünerek merdivenlere yöneldi.

Ayakları neredeyse yere değmeden indi.

Holü hızla geçti, kapının önünde durdu.

Elini kapının koluna uzattı ama parmakları bir an bekledi.

Bir şey içini huzursuz etti.

Kapıyı açtı. 

Karşısında postacı vardı.

Geriye bir adım attı. İçi boşalmış gibi titredi.
Kasketinden su damlayan postacı, çantasını açtı.
Kadının gözleri, adamın damarlı eline takıldı.

Zihni karışmış olmalı ki dudaklarını dişledi. 
Üşümüş gibi kollarını göğsünde birleştirdi.
Adam zarfı uzattı. Leyla kararsız bir şekilde aldı.
Önce gözlerini kısa bir an kapadı.

Mektubu açtığında bakışları bir ismin üzerinde durdu.

“Leyla…
Beni bekleme.
Sen hayatına devam et.” 
İmza, Ömer.

Eli titriyor; kâğıt, rüzgârda sallanan yaprak gibiydi.

Postacı şapkasını tutup başını eğdi.

Döndü ve uzaklaştı.

Saçak, Leyla’yı yağmurdan korumuş olsa da yine de ıslak kedi yavrusu gibi görünüyordu.

Uykudan uyanır gibi kendine geldi.

Kadın içeri girdi, kapıyı kapattı.

Sırtını duvara yasladı. Yüreğinin acısı yüz mimiklerine yansımıştı.

Mektup yavaşça aşağıya kaydı.

Gözlerinden birkaç damla yaş süzüldü.

Eliyle kızaran burnunu sildi.

Bedeni, kadını artık taşımıyor gibiydi.

Sonra ağır adımlarla pencereye yürüdü.

Sedire oturdu.

Bir süre yağmurun bıraktığı izlere baktı.

Mektubu tutan eli, kaskatı duruyordu.

Elindeki kâğıt onlarca parçaya bölünmüş gibi kırışmıştı. 

Açmakta zorlandı.

Gözleri bir noktaya sabit dalmıştı.

Kurduğu hayaller zihninden geçmeye başladı.
Nikâh masasında sevdiği adamla yan yana oturuyordu.

Leyla yeniden elindeki kâğıdı okumaya başladı.
Bakışları satırların üzerinde gezindi.

“… hayatına devam et.”

Bu cümlenin içine hapsolmuştu.

Bir süre bu duyguyla mücadele ettiği belli oluyordu.

Hızlanan düşünceleri, gözbebeklerinde oynaşıyor, kırılgan duygularını öteliyordu.
Kendine geldi. Buna izin vermeyeceği, oturduğu yerden haraketlenmesinden belli oluyordu.

“Leyla…” diyerek kendini uyardı ve derin bir nefes aldı.

Kırışmış olan kâğıdı, düzeltip katladı.

Yavaşça yanına bıraktı.

Kendini dikleştirdi. Yüz hatları gevşemişti.

Aldığı karar, gergin dudaklarında görünüyordu.
Ayağının birini farkında olmadan altına topladı.
Bir anda kendini, anda buldu.

Saatin sesini duydu.

Tekrar pencereye baktığında yağmur durmuştu.

Artık her şeyi net görüyordu.

Son anda pencereden birinin geldiğini fark etti.
Kapıya geldiğinde postacı olduğunu gördü. 

Çantasından bir mektup çıkarttı.

Kadın, uzatılan mektubu aldı.

Ayrılırken postacı hoşça kal der gibi elini kaldırdı. Kadın başını eğmekle yetindi.

Aldığı mektuba uzun uzun baktı. Kararlı ve acı bir gülümsemeyle yırtıp attı.

***

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi