UNUTULMAZ DOKSANLAR!
Futbol topu peşinde koşmayı her zaman kız peşinde koşmaya tercih eden bir arkadaş topluluğunun içinden geliyorum. Futbol oynarken de hep güçlü takımlara karşı oynamayı severdim, aşık olurken de hep en imkansız ve ulaşılması zor olan kızlara aşık olmasını severdim. Okulun en güzel kızlarına aşık olmak hep kaderim olmuştur, genelde sonu hep hüsranla bitse de bu aşkların, tek tesellim peşinden koştuğum kızların sadece beni reddetmeyip herkesi reddetmesi olmuştur.
Ucunda kola olmayan hiç bir maçta yer almazdım, sıcakta o kadar mücadele verip terledikten sonra enayi kolası içmek, benim için her zaman mutlulukların en büyüklerinden biri olmuştur. Zaten mahalleye de kolasına maç yapma kültürü diyecem ama o zaman da yalan olur, kumarını ben getirmiştim, ilk başlarda “Ya Sinan, şurada aramızda maç yapıyoruz, bu kolasına maç yapmak fikri de nereden çıktı, kimsede para yok ya oğlum zaten“ diye mırın kırın etse de bazıları, galibiyetlerden sonra kazanılan enayi kolasının tadını aldıktan sonra şu cümleyi kurmaları çok uzun sürmemişti, “Sinan 2,5 litre kola az, hadi 5 litre kolasına oynayalım."
Bizim mahalledeki çocuklar arasında mahalle kültürü olarak kök salmış en güzel şeylerden birisi de 'korkmayın kolasına maç oynamak" demiyeceğim- hangi takım kazansın ya da kaybetsin, kaybedilen takım tarafından alınan enayi kolalarının eşit olarak mideye indirilmesiydi. İşte biz böyle bir nesildik ya da böyle bir nesil yaratılmasında ön ayak olmuştuk, kazansın ya da kaybetsin, biri bakarken diğeri hiçbir zaman bir şey yemez ya da içmezdi çünkü bu içine sinmezdi.
Tusubasa yüzünden denemediğim estetik hareket kalmamıştı, falsolu yapılan bir ortaya topu kontrol bile etmeden rövaşataya (Bilmeyen bayanlar için yazıyorum : rövaşata futbolun en estetik hareketidir, havadan sana doğru süzülerek gelen topa yüzünü dönerek ve havaya zıplayarak sırt üstü havada ıskalamadan vurabilme sanatıdır) vurmak mahallede her yiğidin harcı değildi ama her mahallede böyle kendisini çizgi filmlere kaptırıp da orada gördüklerini gerçek hayata uygulamaya çalışan birkaç manyak olurdu, işte ben de o manyakların başında gelmekteydim ve bu hareketimi pek çok kere sonuçlandırmayı başarırdım yani ıska geçtiğim çok nadir olurdu, yer çekimine meydan okurcasına bir taraflarımı kırmadan bugünlere gelebilmek gerçekten de sevindirici, aslında üç tane evim vardı benim. Biri futbol sahaları, biri atari salonları bir de kendi evimiz, ama genelde arkadaşlar beni aradıklarında eve bakmazlardı, ya kolasına futbol oynayan bir topluluğun içinden ya da atari salonlarında etrafımı saran izleyicilerin arasından çekip alırlardı beni.
Övünmek gibi olmasın Street Fıghteer ve Mortal Kombat furyasının tüm ülkeyi kasıp kavurduğu yıllarda ben, 90'lı yıllarda çocuk olmanın zevkini sonuna kadar yaşamaktaydım. Bu oyunlarda ilçede bir numaraydım, özellikle Mortal Kombat oynununda yer alan özel hareketlerden olan komboları yapmak el çabukluğu ve ustalık isterdi, ben ise tüm bunları nasıl yapacağımı matematik hocasının anlattığı Sinüs, Kosinus, Tanjat ve yahut yaş ve havuz probemleri sırasında düşünür, içimden tekrar eder, bir adam en hızlı şekilde nasıl dövülür onun hesabını yapardım. Tabii bu durum bana mahallede büyük bir ün kazandırmış olsa da maalesef ki üniversiteyi üçüncü senemde kazanmama neden olacaktı.
Atari salonlarında adam dövmeyi çok severdim, gücümün yetmediği ne kadar büyük varsa atari salonunda kıstırır Ken yahut Ninja Smoke ile ağızlarına çakıverir gönderirdim. Kendi küçüklüğüme dair bunları hatırlıyorum, ha bi de cebimde hiç para olmadan sürekli gezdiğimi, arkadaşlıklar arasında çıkar, menfaat , iki yüzlülük yoktu, sadece az futbol topu ve atari jetonu vardı, pırıl pırıl afacan mı afacan çocuklardık sonra büyüdük büyük şehirlere düştü yolumuz, Apdi İpekçi Öğrenci Yurdunda yer bulduk kendimize, yok mu dedik burada futbol topu, hadi kolasına maç yapalım, güldüler bize bıyık altından, burası İstanbul, burada top oynanacak alan mı var, burada tek bir oyun var o da ders çalışmak, kitap okumak, bu kalabalık köhne şehrin, arabalarla, duvarlarla ve insanlarla çevrili tüm sokaklarında okulunu uzatmadan bitirmeye calışmak..
Büyük şehirlerdeki beton yığınları arasında unuttuk çocukluğumuzu, mahalle aralarında top oynamayı, bilye yuvarlamayı, eriklere, kayısılara dalmayı, uçurtma uçurmayı, atari salonlarında mutlu olmayı unuttuk.
Tertemiz ve saf olan aşklarımızı unuttuk, yanındayken bile elini tutmanın vermiş olduğu huzuru, gözlerinin içine bakarken bile heyecandan duracak olan kalbimizin atışını unuttuk, hiçbir zaman sönmeyen o ışıltıyı, hiçbir zaman bitmeyen o çocuksu tebessümü unuttuk. Düştüğümüzde birbirimizin yaralarını üflemeyi unuttuk, ailece izlenen, verdiği toplumsal mesajlarla zihinlerimizi aydınlatan birlik ve beraberlik duygusunu güçlendiren aile dizilerimizi (Bizimkileri, Süler abayı, İkinci Baharı, Deliyüreği) unuttuk, birbirimize mektuplar yazmayı, birbirimize yazdığımız mektupları saklamayı, koklamayı unuttuk. Mahalle aralarında hep birlikte yakar top oynamayı, sek sek oynamayı, toplu saklambaç oynamayı unuttuk. Yıllardır aynı mahallede kalan ailelerin çocuklarının birbirlerini bile tanımadan selam vermeden büyüdüklerinin ne kadar tehlikeli olduğunu unuttuk, ardımızdan yığınlar halinde, büyük şehirlerin gürültüsü ve betonlarla çevrili alanları içerisinde sosyallikten uzak, yardımlaşmadan bi haber, kendinden başkasını düşünmeden yaşayan, yeni taşınan bir komşusuna bile yardım etmek yerine kuşku dolu gözlerle bakan, bekarın da insan olduğu unutularak kiraya ev vermekten korkulan, evlerinin odalarına hapsolmuş, en iyi arkadaşı bilgisayar olmuş, sevgiden, empatiden, samimiyetten uzak yozlaşmış bir neslin geldiğin unuttuk.
Ama bizler, yani kitaplara sığınanlar, bir tek kitaplarımızı unutmadık, onların sıcaklığını unutmadık, soğuk ama sadık dostlar olduğunu unutmadık.
Belki de tüm bu unutulan değerlerin hala kitaplarda olması, kitaplarda kalması, kitaplarda anlatılıp yaşanması, bizi onlara daha yakınlaştırmakta, arkadaşlıklarının, dostluklarının, samimiyetlerinin değerini daha da iyi bilmemizi, anlamamızı hiçbir zaman da unutmamamızı sağlamakta.
Truva Edebiyat Dergisi












































