TURGUT UYAR / GÖĞE BAKAN BİR ŞAİR
Acıya sarmal bir kafesteyim. Mutluya mutsuz. Belki biraz da tuzsuzum. Karmaşığım karşıya doğru. Ben neredeyim? Sahi ben kimim? Koşuda yorulmuşum; dinlenmek için gölgemde birikmiş suretler arıyorum…
Oturmuşum göğe bakan bir durakta varlığımı sorguluyorum. Kürekleri itmeyen denizci; durgun sular boğulmak içindir. Bir durakta düşüncelerimi derinden sarsan çoğul yalnızlıklar içiyorum.
Durakta, içli ve hüzünlü bir çocuğun öz yaşamını yazacağımız bir yolculuk bizleri bekliyor. Yolculuğumuzun iki güzergâhı var: Ankara ve İstanbul. Ankara’da başlayan İstanbul’a uzanan göğe ayarlı bir yolculuk.
Valizimizde bir şairin daktilosu ile yazdığı kendi el yazıları; bir de bozuk bir saat var, yüreği hep onda duracak…
Yolculuğumuz bitince Ankara sokakları, ıslak yalnızlıklar ve bir şairin güne aydınlanan doğumu bizleri karşılar.
1- ÖZ YAŞAM DURAĞI
Yıl: 4 Ağustos 1927
Güneş bir doğumun simgesini, maviye çalan mutluluklarla bir annenin kucağına bırakır. Fatma Hanım kucağında kokladığı yavrusuyla mutludur. Hayri Bey’in sevinci bütün göğü kaplar. 4 Ağustos 1927’de doğan çocuklarına Ahmet Turgut adını verirler.
İşte göğe bakan bir şairin öz yaşam yolculuğu burada başlar. Turgut Uyar’ın annesi ev hanımıdır. Babası Hayri Bey ise orduda harita binbaşısı olarak görev yapar. Hayri Bey Ankara’nın ilk Latin Alfabesi'yle yazılan sokak levhalarını gecesini gündüzüne katıp çalışarak yazan bir hattattır.
Bir öz yaşam durağında zaman hızlı bir döngüde ilerler. Turgut Uyar, babasının görevinden ötürü ilköğrenimini farklı şehirlerde okumak zorunda kalır. Ortaöğrenimine ise yatılı askeri okulda devam eder.
Bursa Askeri Işıklar Lisesi’nden 1946 yılında mezun olan Uyar, bu okulda mutsuz olduğunu şu şekilde ifade eder:
“Asker okullarında hiç mutlu olmadım. Genellikle yatılı okullarda mutlu olan çocuk yoktur sanıyorum. Başkalarının hatta somut başkalarının değil de hiç kavrayamadığım bir otoritenin belirlediği ve çoğu zaman saçma bulduğumuz bir şeyler yaşamak…”
“Yaşam” denen hayat yolculuğunda şair kendini, yalnızlığını, ruhsal hâllerini sorgulamaktadır. İçsel muhasebesi derindir. Derinden bir öz yaşam onu, ruhunda kucaklar.
Turgut Uyar, yükseköğrenimini Askeri Memurlar Okulu’nda okurken annesinin isteği üzerine 1947’de Yezdan Şener ile evlenir. Bu evlilikten Semiramis, Tunga ve Şeyda adlarında üç çocuğu oldu.
Askeri Memurlar Okulu’ndan mezun olduktan sonra memur subay olarak göreve başladı. Posof, Terme ve Ankara’da personel subayı olarak görev yaptı. Ancak askerlik görevine ne karakteri ne de dünya görüşü uygundu. Bu görevinden ayrılırken Uyar, okuyucularına şu şiiri ile seslenir:
“Ben severim omuzlarımı bir gün
Sırma, apoletleri olmasa da. “
1958 yılında askeri görevinden ayrılarak Türkiye Selüloz ve Kâğıt Sanayi’nin Ankara’daki Şubesi’nde çalışmaya başlamış ve 1967 yılında buradan emekli olup İstanbul’a yerleşmiştir.
Ankara ile başlayan öz yaşam yolculuğu böylece İstanbul’a doğru yola çıkmıştır. Göğe bakan yaşam ekseni, Turgut Uyar’ı böyle içten içe savururken; tutunacağı bir durakta bir yolcu aramıştır. 1966 yılında ilk eşi Yezdan Şener’den boşanmıştır.
İstanbul’a yerleştiğinde o dönem, evliliğinin bitmesinin ardından Tomris Uyar ile şiir üzerine mektuplaşmaya başlamıştır.
Tomris Uyar bu durumu şu şekilde ifade eder:
“1966 yılında ben zaten Cemal Süreya’dan ayrılmak üzereydim. O da eşinden ayrılmıştı ve İstanbul’a gelmişti çocuklarıyla. Burada tanıştık. Asıl tanışmamız herhâlde o, çünkü o zaman daha bir yakın oturup konuşma fırsatını bulduk ve mektuplaşmaya başladık. Bu mektuplar önce sadece şiir üzerineydi. Hâlâ duruyor bende. Genellikle onun şiir üzerine düşünceleri, benim onun şiiri üzerine düşüncelerim…”
Bu mektuplaşmaların ardından Turgut Uyar 1969 yılında Tomris Uyar ile evlendi. Tomris Uyar ile evliliklerinden Hayri Turgut Uyar adında bir çocukları oldu.
Turgut Uyar, bu dönemde yazı çalışmalarına hız verdi. Daktilosu ile yazdığı yazılarla kendi öz yaşam yolculuğuna kalemi de yoldaşlık ediyordu. Tomris Uyar bu konuda onun en büyük destekçisiydi. Zaman içerisinde güzel giden ilişkilerinin belli dönemlerdeki çalkantısını şu şekilde ifade eder Tomris Uyar:
“Turgut Uyar’la geçirdiğimiz bazı hırgürlü geceleri şimdi olsa kaldıramayacağımı biliyorum ama bütün güçlüklerine karşın fırtınalı bir aşkı yavan, düzayak bir ilişkiyi de hâlâ yeğlediğimin de bilincindeyim.”
Turgut Uyar’ın eşi Tomris Uyar’a aşkı ve sevgisi o kadar derindir ki onu âdeta kaybetme korkusu ile sever. Kaygıları, sıkıntıları, kendi içsel buhranları onların zaman zaman ilişkilerine de yansır. Tomris uyar bu durumu şu şekilde dile getirmektedir:
“Turgut her an elinden kaçıracakmış gibi gereksiz bir kaygıyla yıpranacak; ben de hiçbir rekabetin olmadığı alanda boyuna birinci seçilmekten yorulacaktım.”
Son dönemlerde hem yaşadığı sağlık sorunları hem ruhsal çöküntüsü Turgut Uyar’ı öyle derinden sarsmıştır ki öldükten sonra kendi yazdığı el yazısı ile olan şiirlerinin yok edilmesini vasiyet etmiştir.
Öyle bir ân gelir ki zaman süzgecinden savrulur, ruh ve beden bir durakta son yolculuğuna hazırlanır. Acılar ve ağrılar artmıştır. Ankara’da başlayan göğe bakan içli bir şairin öz yaşam yolculuğu İstanbul’da son buldu.
Turgut Uyar, 22 Ağustos 1985 yılında ‘Göğe bakan bir mavilikte’ sirozdan vefat etti. Ondan geriye pek çok şiiri kaldı. İnsanın hayat denen yaşam yolculuğunda ruh ve bedeninin son bulacağını bakın nasıl dile getiriyor Usta şairimiz
İYİMSER BİR SONUÇ’A
ben bir gün giderim ki neyim kalır
eksik bıraktığım her şeyim kalır
yaz günü kim ister ki öldüğünü
eksik bıraktığım her şeyim kalır
yaşamam bir beyazlık gibi sanki
eksik bıraktığım her şeyim kalır
genişlerim dağılırım beyazım
ben bir gün giderim ki neyim kalır
ben bir giderim ki ey diri at
elbette benim de bir şeyim kalır
Işıklar içinde uyu. Sevgi ve rahmetle yüreği güzel insan.
2- ESERLER DURAĞI
Göğe bakan ilk durağımızda Turgut Uyar’ın öz yaşamından bahsettik. Şimdi geriye kalan yolculuğumuzda da onun edebi yaşamından bahsedeceğiz.
Turgut Uyar, içli bir çocuktur; duygusal ve hüzünlü. Çocukluğundan söz ederken anlattığı şu sözler onun duygu ve düşünce yoğunluğunu nasıl içten yaşadığını gözler önüne sermektedir:
“Hüzünlü bir çocuktum. Nedense hep ağlamaya hazır. Ağabeyim bana sataştıkça annem "Yapma oğlum" derdi ona, "O içli bir çocuk."
İşte bu içli çocuk zamanla duygularından beslenerek şair olma yolunda kendinden emin adımlarla yürüdü. Yazma eylemine çocuk yaşlarında başlayan Turgut Uyar bu dönemini okuyucularına şu şekilde aktarır:
“Daha ilkokulda vezin ve kafiyeden haberim olmadığı çağlarda manzumeler yazardım. Sonra ortaokul ve lise devresinde boyuna yazdım. Günde üç beş şiir, haftada on beş, günde bir roman yazıyordum. Ama ne şiirler ama ne romanlar, bazen bir romanı bitirmeden sıkılır öbürüne başlardım. Sonra ikisini birden yazardım. Bu yüzden o güzelim romanların çoğu yarım kaldı. Roman yazarken sıkılırdım.
Şiire daha başka bir tutkunluğum, sadıklığım ve saygım vardı. Bereket versin o devirlerde şimdi hayırla yâd ettiğim arkadaş bana Alain Fourner’in o güzelim Adsız Köşkü’nü verdi. Sonra bir Dostoyevski okudum da gücüm kesildi, isteğim kalmadı roman yazmakta. Bu suretle bugünün Türk romancıları da benim rekabetimden kurtulmuş oldular.”
Turgut Uyar içli, hüzünlü anlamı derin imgelerde saklı güçlü bir şairdi. Onun şiirleri farklı ırmaklardan beslenen bir toprağın verimli şiirleriydi. Ruhsal çöküntüsü ve benlik arayışı içinde olan şairden güçlü bir şiir doğmuştur. O içsel sıkıntılı ve benlik algısını “Ben” başlıklı anlatısında şu şekilde dile getirir;
“Ben hep sıkıntılıyım. Yani bir adamın canı sıkılır, o benim. Çünkü bana en yaraşan durumdur sıkıntılı olmak. Ben silahsız bir askerim de ondan. Törenler askeriyim ben. Cumartesi ve pazar askeri. Aslında karışık bir şey, kime ne söylenebilir? Bir sıkıntıyı ısrarla büyüterek, asıl büyük sıkıntıya ısrarla giden tümün attığı çekirdek. Pis bir köleliğe ve sonsuz çılgınlığa varacak bir oluşumu sıkıntıyla bekleyen bölünmez Varlık’ın ben’i. Ondan severim sıkıntıyı.
Sevincin o amansız, o aşağılayıcı bönlüğünden korur beni. Ne söylenmişse ve ne söylenmemişse, ne yapılmışsa ve ne yapılmamışsa, ne düzeltilmişse ve ne düzeltilmemişse ondan sıkılan biri. Belki söylenmemişin, yapılmamışın ve düzeltilmemişin telaşı içinde biraz. O kadar. Ve sıkıntılı. Ve sıkıntılı. İşte böyle başlıyordu her yerde umutsuzluk. Ve mutsuzluk büyük bir umut gibi çekiyor kendine beni.”
Dönemin güçlü temsilcisi Turgut Uyar, İkinci Yeni şiirinin önde gelen şairleri arasındadır. İmgeler, sokaklar, düşler ve gerçekler şiirlerinde iç içedir. Yazarken en büyük destekçisi eşi Tomris Uyar’dır. Dili samimidir. Kendine has üslubu ile Turgut Uyar çağının ses getiren büyük şairleri arasında yerini aldı.
1948 yılında “Kaynak” dergisinin başlatmış olduğu yarışmada “Arz-ı Hâl” adlı şiiri ile ikinci oldu. 1952 yılında Türkiyem adlı şiir kitabı yayınlandı.
Diğer eserleri: Dünyanın En Güzel Arabistan’ı, Tütünler Islak, Her Pazartesi, Divan, Toplandılar, Kayayı Delen İncir, Toplu Şiirler , Büyük Saat.
Yazımın sonunu; Turgut Uyar’ın en çok beğendiğim Göğe Bakma Durağı adlı şiiri ile noktalıyorum.
GÖĞE BAKMA DURAĞI
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım
Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım
Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmiyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat.
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz











































