SİS
Sis her yeri kapatmış, yağmur ince ince yağıyordu... Nedense, içinde bir sıkıntı vardı o gün Fadime’nin…
O akşam iş çıkışında semt pazarına uğrayıp evin bazı eksiklerini tedarik etmesi gerekiyordu. Hava oldukça kararmış, yağmur hızını artırmıştı. İş çıkışı, birkaç gün önce rüzgârda açtığı için iki adet teli kırılan şemsiyesini zar zor açarak başına aldığı gibi, hızlı adımlarla pazar yerine doğru yürümeye başlamıştı. Onu tanıyanlar kısaca “Fadik” derlerdi.
Evde en büyüğü ilkokul üçe giden üç tane çocuk ve düşelek denebilecek; yaşlı ve bakıma muhtaç bir de kayınvalide vardı... Her akşam eve dönüşte gözleri Fadime’nin ellerindeydi, ne var ne yok diye… Kazandığı üç-beş kuruş parayla kendisiyle birlikte beş kişinin boğazını doyurmaya çalışıyordu. Eşi olacak adam çalışıp para kazanmak, onları daha iyi şartlarda yaşatmak düşüncesiyle gitmiş gurbet ellere; üç yılı geçmesine rağmen, ondan bir haberi bile gelmemişti...
O akşam iş çıkışı yağmur altında semt pazarına kadar yürüyerek gittiğinden ıslanmadık yeri kalmamıştı... Pazarın son saatleri olduğu için, bir miktar parasının yettiği kadar, biraz da pazar sonu atıntıların sağlamlarından seçerek yine hızlı adımlarla karanlık etrafı kapatmadan evine gelmiş, geldiğinde de tabiri caizse paçalarından yağmur süzülüyordu…
Kapıdan içeri adım attığında, yüksek sesle yüreklere dert olacak bir of çekti. Öyle bir of ki, sanki içinden bir şeyler kopuverdi. Üzerini kurulayıp çocukları doyurduktan sonra, eşinin ona emanet ettiği kayınvalideyi de doyurup hayır duasını aldı... Garibimler karınları doyunca mışıl mışıl uykuya geçmişlerdi…
Sıra kendine gelmiştı artık... Elleri oldukça maharetliydi. Yaptı yakıştırdı, iyice doyurdu kendini… Günün telaşesinden bitkin düşmüş olmalı ki, bir ara oturduğu kanapede gözü dalar gibi oldu. İrkildi, ayağa kalkar kalkmaz yatağa koştu. Bir de aynaya bakmak geldi içinden...
Yaklaşınca aynaya kaküllerindeki beyazlıklar dikkatini çekti. Gözlerinde o eski ışık sönmüştü sanki ve yüzü solgun görünüyordu. Bir süre ellerini göğüs üzerinde birleştirip ayna karşısında dalıp gitti... İmamın yatsı ezanıyla kendine geldi. Gurbet deyip giden ve bir daha kendisinden haber alamadığı eşi aklına geldi. Uzun süre elleri koynunda onu düşündü.
Nerededir şimdi? Ne yapıyordur, niçin gelmedi ya da niçin bir haber göndermedi? Yanaklarından süzülen damlalar tabiri caizse yerlerde göl oldu.
Seviyordu Ahmet’i… Severek evlenmişlerdi…
"Bana bunu nasıl yapar?” diye içinden hayıflanarak sitem ediyordu. Hiç ummazdı Ahmet’ten bunu... Üç sabi çocuk ve yaşlı bir kayınvalide… Nasıl bırakır, diye düşünüyordu her zaman... “Nasıl bırakır?”
Daha sonra, kadın olmanın bu toplumdaki yerini düşündü. Ana olmanın erdemini düşündü. Gülümsedi kendi kendine. Azimle her zorluğu yenebileceğini düşünerek perdeleri kapatıp, lambayı söndürüp yatağına uzandı.
Günler bu şekilde geçerken bir gün komşunun çocuğu koşarak geldi ve Ahmet'in geldiği haberini getirdi… Fadime kırgın, yüreği yanık ama yine de heyecanla bekledi eşini… Hiç sarılmadan önce onu iyice dinledi.
Ahmet’e gelince… Para kazanmak için gittiği kasabada iş çıkışı evine dönerken, yürüdüğü yol üzerindeki bir sokak olayının sanıklarından zannedilerek tutuklanmış; boşu boşuna uzun süre tutuklu kalmış; hakim karşısına da çıkamadığından kimseye meramını anlatamamış; Fadime’ye de durumu bildiren haberi gönderememiştir. Uzun zaman sonra suçsuzluğu anlaşılarak salıverilmiş olmasına rağmen, parasızlıktan ve de çekindiği için bir süre evine dönememiş, bir süre bulduğu ne iş olursa çalışıp üç beş kuruş harçlık yapınca da
evine dönmek cesaretini bulmuş kendinde...
Eşini iyi tanıyordu. Onu iyice dinledikten sonra sıkıca sarılarak bağrına bastı ve evinin baş köşesindeki yerinde ağırladı onu…
Artık mutluydular… Yaşam mucadelesinde
el eleydiler. Fadime ile Ahmet, çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmek, onlara daha iyi gelecek sağlamak için var gücüyle çalışıyor, gerektiğinde de maddi durumu iyi olmayan öğrencilere, kimsesizlere yardım edip hayır duasını alıyorlardı...
Topluma ışık tutan bir oluşum nerede varsa hemen koşuyor, bir nefer gibi çalışıyorlardı.















































