SARIKAMIŞ
Sarıkamış, dağı taşı bembeyaz
Kardan bir yorganı örtmüş yiğitler.
Derin bir sessizlik, duyulmaz avaz,
Cennet bahçesine yatmış yiğitler.
Yırtık çarıklarda donmuş ayaklar,
O siyah saçları kapatmış aklar,
Tüfeğe yapışıp kalmış parmaklar,
Bir rüya içinde yitmiş yiğitler.
Kar altında yatar doksan bin kuzu,
Çok bekledi ana, yâr yolunuzu.
Yad eller mi sardı yavuklunuzu?
Yuvasında baykuş ötmüş yiğitler.
Mavi gök altında neferler uyur,
Yerden göğe kadar direklemiş nur.
Seneler geçse de nöbette durur,
Vatan hududunu tutmuş yiğitler.
Birçoğu girmemiş on beş yaşına,
Çocuk yaşta düşmüş düşman peşine.
Ecel pusu kurmuş dağlar başına,
Hazır olda tüfek çatmış yiğitler.
Tarihin gördüğü en büyük makber,
Yer gök haykırıyor: "Allahuekber!"
Orada düşman soğuk, ölüm muzaffer,
Ruhunu vatana satmış yiğitler.
Vatan toprağında huzur bulmuşlar,
Cennete varmaya karar kılmışlar.
Döner gökyüzünde kanatsız kuşlar,
Bedenin yükünü atmış yiğitler.
Bir uyku ki uykunun en derini,
Dondurmuş gencecik yüreklerini.
Huzur almış bir sevdanın yerini,
Firdevs-i âlâya gitmiş yiğitler.
Yaz gelince gonca verir açarlar,
Tabiata miski amber saçarlar.
Sarıkamış üzerinde uçarlar,
Kafesinden firar etmiş yiğitler.
"Vatan, bayrak benim namusum.” demiş,
"Ben daha küçüğüm, gitmem.” dememiş.
Ahmet, Mehmet, Osman, İbrahim, Memiş;
Acıyı bal diye yutmuş yiğitler.
Gayrı vatan sizden bize emanet,
Akyol, emanete etmez ihanet.
Size saygı, size rahmet ve minnet,
Ey vatan görevi bitmiş yiğitler!
***
Editör: Nevin Bahtışen














































