RAHMET BULUTLARI
Seslendim bulutlara, “Rahmet yükünüz nerde?”
Dediler ki “Günahlar rahmete olur perde.”
Mazlumların semaya yükselen feryatları,
Dağıttı rahmet yüklü, o beyaz umutları.
Kanaatsiz oldunuz, haram doldu keseniz,
İhtiras ateşiyle kurudu derya, deniz.
Hani dünya geçici bir imtihan yeriydi?
Hani hayat ebede, bir dönüş seferiydi?
Bu dünyadan çekilir, birer birer iyiler,
Mezbelelikde, parsa toplamakta zalimler.
Ağyâre teslim olmuş, sevgilinin diyarı,
Öldü diyor gafiller, yâr ile yâri garı.
Adâlet Ömer ile uzanırken kabire,
Sadâkat çağlar boyu, hasret Ebû Bekir'e.
Terk ediyor, eyledi dost elini yârenler,
Kurumaya yüz tuttu, açmaz yedi verenler.
Yağmur taşı ıslatır, özüne ulaşamaz,
Kalpler taş kesilince vicdan orda yaşamaz.
Çaresi yok kopacak tutunduğunuz urgan;
Aşağısı taş, toprak ne döşek var ne yorgan.
Bir yetim ah eylese gök yarılır, şems söner,
Tövbesiz çıkan dua, arş kapısından döner.
İnancın çekirdeği çürüyünce gönülde,
Kalpten dökülmeyen söz, yavan kalıyor dilde.
Afet dersin Nûrfânî, yağan yağmura, kara,
Kara kışı görmeden, varılır mı bahara?
***













































