ÖYLE KAL
Doğayı seviyorum, öylesine değil.
Kuru bir ağacı kesemeyecek kadar seviyorum. Yerde bulduğum bir dalı, yaprağı sanki bana bir emanetmiş gibi alıp saklıyorum; özellikle yaşlı ağaçların gövdesine yaslanıp nelere tanıklık ettiğini, yorgunluğunu, üzerine yazılmış isimlerin kabuk bağladığını, yaşama bağlılığını gördükçe enerjim artıyor.
Doğal olmayı seviyorum, bir ağacın ahşap eşya olarak evime girene kadar geçirdiği evrelerden sonra dokusuna, rengine dokunmadan doğallığı ile köşemde yer alması ruhuma dinginlik veriyor. Boyandığı zaman biliyorum ki ya halıma uymayacak ya da duvarlarıma, koltuk takımlarıma.
İnsan da öyledir işte…
Zamana yenilme, doğal kal.
***














































