MUTLULUKLAR KAVANOZU
Gün aymıştı. Okula gitmek için hazırlanan Kaya, annesinin hazırladığı kahvaltı masasındaki zeytin ve domatesi biraz ekmek ile atıştırdıktan sonra annesine "Beslenmeme bugün ne koydun anne ?" diye seslendi.
Annesi:
- Salçalı ekmek yavrum.
- Ama anne, yine mi salçalı ekmek, sıkıldım salçalı ekmek yemekten. Arkadaşlarım beslenmelerini açınca mis gibi kokular geliyor. Biliyor musun anne, Ayşe'nin annesi beslenmesine geçen gün köfte patates yapıp koymuştu. Canım çok çekti. Niye bizim evde köfte yenmiyor anne?
Anca mevsiminde Kurban Bayramı gelince o da komşular kurban keserse, sen o etleri çektirip kıyma yaptırıyorsun ya o zaman köfte yiyebiliyoruz; ama ben bugün okula köfte götürmek istiyorum. Kurban bayramında değil anne!
- Evladım, bunu da bulamayanlar var, şükretmelisin. Allah'ın gücüne gider sonra.
Biliyorsun evladım baban ev borcuna girdi. Malum biraz daha diş sıkmalıyız. Bu ay ev taksidini ödeyip artırabilirsek sana söz veriyorum, baban maaşını alsın, kasaptan kıyma alır, ondan da sana köfte yaparım; sen de okula götürursün, olmaz mı oğlum?
- Ama ben bugün köfte götürmek istiyorum anne. Köfte yoksa o zaman bana para ver anne, bir gün de kantinden yiyeyim diğer arkadaşlarım gibi. Hem onların annesi onlara para veriyor, onlar da kantinden tost alıp yiyebiliyorlar.
- Dedim ya yavrum, biraz daha idare etmek gerek, biliyorsun ya biraz sıkıntıdayız. Biraz daha sabırlı ve anlayışlı ol.
Yavrum, sen biraz "şükürsüzsün, biraz da sabırsız. Az şikâyet, çok şükür seni mutluluğa götürür. Sen böyle sabredemez, hep şikayet halinde olursan hep mutsuz olursun. Şükretmedikten sonra dünyaları yesen ne fayda evladım! Şükürle başladıktan sonra bir kuru ekmek dünyalara bedel, bunu sen de zamanla öğreneceksin.
Kaya sinirle bağırarak:
- Neye şükredeyim ki istediğim hiçbir şey olmuyor. Oyuncaklarım bile "kırık dökük" üstteki komşunun oğlu Arif'in eski oyuncakları ile oynuyor, bana bir numara büyük eski kıyafetlerini giyiyorum. Yeni oyuncağım bile yok benim!
- Evladım, sen nankörlerden olma, şükredenlerden ol.
Ol ki Rabb'im senden memnun olsun.
Ol ki imtihanını vermiş olasın.
Elhamdülillah demek için ne çok sebebimiz var oysa evladım!
Kaya annesinin dediklerine kulak tıkayarak bağırmaya devam ediyordu.
- Neye şükredeyim ki? Salça ekmeğe mi?
Off ya!
- Bekle beni, az mutfağa gidip geleceğim.
Sen de o arada bir kâğıt kalem ve bant al gel, tamam mı?
- Ne yapacaksın ki?
- Sen dediğimi yap, ben de mutfaktan iki boş kavanoz getireyim.
- Peki tamam.
Mutfaktan iki kavanoz ve bir bıçak alıp gelen Kaya'nın annesi, oğlunun yanına gelerek iki kavanozun kapağını da açar, kapağın üstünde kumbara deliği gibi birer kesik atar, sonra da kavanozun kapağını kapatır.
Oğlunun getirdiği kâğıtlardan birini dörde böler, iki parçanın da üzerine "mutluluk kavanozu" yazar ve sonra da iki kavanoza da bu yazıyı Kaya ile yapıştırırlar.
Kaya merakla annesinin ne yaptığına bakarken ve onu izlerken merak içindedir.
- Anne, ne yapıyorsun böyle, mutluluk kavanozu, niye yazdın bu kavanozlara? Mutluluk kavanozlara sığar mı hiç, ne biçim kavanoz bu?
- Evladım, seninle her gün yatmadan önce şöyle bir şey yapalım. Bu kavanozun biri senin, biri benim olsun. Gün içinde muhakkak ki mutlu olduğun bir an olacaktır. Her gece uyumadan önce o anı düşünüp kâğıda yaz ve kendi kavonozunun içine at. Bir ay boyunca bu kavanozu hiç açma ve bir ay sonunda kavanozunun içindeki kağıtları beraber okuyalım.
O zaman anlayacaksın ki çok sıradan gördüğün, sevmediğin, kendini mutsuz hissettiğin bu hayatında ne çok mutlu anlar biriktirmişsin. Ne çok şükür sebebin olmuş.
Bak bu kavanoz da benim. Şimdi ben de ilk mutluluğumu yazıyorum.
Çünkü mutluyum.
"Çünkü oğluma yeni ayakkabı alamadım diye bugün üzülüp dururken tekerlekli sandalyede ışıl ışıl ayakkabıları parlayan bir çocuk gördüm. O çocuk o yeni ayakkabıları ile hiç yürüyemiyecekti ve hem annesi hem çocuk hep bunun üzüntüsünü taşıyacaktı. Çok şükür, çocuğuma yeni ayakkabı alamasam da sağlıklı yürüyen bir oğlum var" yazdı ve kendi kavanozuna attı.
Kaya şimdi ilk mutluluğumuzu söylüyoruz; ama diğerlerini de bir ay sonra okuyacağız. Hadi bakalım, sen de bugünkü kavanoza ilk mutluluğunu yaz ve at bakalım.
"Bugün mutluyum. Çünkü beni seven bir annem var." dedi ve annesine sımsıkı sarıldı.
Hadi bakalım, bu yazıyı okuyanlar, şimdi sıra sizde!
Bu gece yatmadan önce mutlu bir anınızı yazıp atın bakalım kendi mutluluk kavanozunuza!













































