ÖYKÜ
Giriş Tarihi : 17-05-2025 00:03   Güncelleme : 17-05-2025 00:35

Karanlıktan Doğan Işık  / Marziye Yumak

Yazan: Marziye Yumak -KARANLIKTAN DOĞAN IŞIK 

Karanlıktan Doğan Işık  / Marziye Yumak

KARANLIKTAN DOĞAN IŞIK 

Umay, uzun ve belirsiz bir yolculuğa çıkmıştı. İçinde tarif edemediği bir arayış vardı; belki  hayatının anlamını bulmak belki sadece rutinden uzaklaşmak istiyordu. Yol boyunca birbirinden farklı manzaralar gördü, yeni insanlar tanıdı ama kalbindeki o boşluk bir türlü dolmuyordu.

Bir gün, yolculuğunun en beklenmedik anında korkunç bir kaza yaşandı. Kontrolünü kaybettiği aracı, ufukta beliren başka bir araçla şiddetle çarpıştı. Her şey bir anda olmuştu; çığlıklar, metalin acı sesi ve ardından derin bir karanlık…

Gözlerini açtığında bembeyaz bir odadaydı. Vücudunda dayanılmaz bir ağrı hissediyordu. Yanında telaşlı hemşireler ve endişeli doktorlar vardı. Kazayı hatırlıyordu, ama çarpıştığı diğer aracı ve içindeki kişi belirsiz bir hayal gibiydi. 

Umay hayata tutunmayı başarmıştı, tehlikeyi atlatmıştı. Ama aklı, kazada birlikte yaralandığı diğer sürücüdeydi. Hastanede sorduğunda, onun da ağır yaralı olduğunu ve kimsesinin olmadığını öğrendi. Yüreğinde tuhaf bir sızı hissetti. Bu kimsesiz yabancıyı merak ediyordu, belki de vicdan azabıydı onu hastaneye iten.

Ufuk’un kaldığı yoğun bakım ünitesinin kapısında durduğunda, içinde garip bir heyecan vardı. Onu ilk gördüğü an, sanki zaman durdu. Yüzünde bir hüzün, gözlerinde derin bir yalnızlık vardı ama aynı zamanda tarifsiz bir sıcaklık yayıyordu etrafına. Umay o an, hiç tanımadığı bu adama aşık olmuştu.

O iki ay boyunca Umay, Ufuk’un başında ayrılmadı. Kimsesi olmayan bu adama bir yabancı değil, en yakını gibi davrandı. Geceleri yanında nöbet tuttu, doktorlarla konuştu, ona umut dolu sözler fısıldadı. Her geçen gün Ufuk’a olan sevgisi daha da büyüyordu.

Nihayet beklenen gün geldi. Ufuk yaşam savaşını kazanmış, gözlerini aralamıştı. İlk gördüğü yüz Umay’ınkiydi. Umay’ın kalbi yerinde çıkacak gibi atıyordu. Ufuk da yabancı ama bir o kadar da tanıdık olan bu kadının sıcaklığını hissetti. Gözlerinde minnet ve hayranlık vardı.

Taburcu olduklarında hastaneden birlikte ayrıldılar. Ufuk, kazayı ve yoğun bakımda geçirdiği iki ayı hiç hatırlamıyordu. Umay’ın ona neden bu kadar özveriyle baktığını merak ediyordu. Umay, çekinerek de olsa, Ufuk’u ilk gördüğü anda hissettiği o tarifsiz aşkı anlattı.

Ufuk duydukları karşısında hem şaşırmış hem de derinden etkilenmişti. Çünkü o da iki ay boyunca Umay’ın varlığıyla yeşeren bir sevgi beslemeye başlamıştı. Sanki “İyi ki o kaza oldu.” der gibi birbirlerine baktılar, gözlerinde yeni filizlenen aşkın ışıltısıyla.

Birlikte zaman geçirmeye başladılar. Her an, birbirlerini daha yakında tanımak, o kazanın yarattığı mucizevi bağlarını güçlendirmek için bir fırsattı. Bir gün ufuk, Umay için büyük bir sürpriz hazırladı. Diz çöktü ve titreyen bir sesle hayatının en önemli sorusunu sordu: “Benimle evlenir misin?”

Umay’ın gözleri yaşlarla doldu. Bu, hayatının en mutlu anıydı. Büyük bir mutlulukla “Evet!” dedi. O kaza, acı bir başlangıç olsa da Umay ve Ufuk için sonsuz bir aşkın kapısını aralamıştı.

***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz

Editör: Deniz İmre

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi