ÖYKÜ
Giriş Tarihi : 22-07-2025 17:23   Güncelleme : 22-07-2025 17:28

İple Çektiğim Tatil / Nevin Bahtışen

Nevin Bahtışen -İPLE ÇEKTİĞİM TATİL

İple Çektiğim Tatil / Nevin Bahtışen

İPLE ÇEKTİĞİM TATİL

Yaz akşamları, sıcaktan serinliğe bir savruluş…
Geceyi yırtıp sabahın serinliğinden kor ateşlere geçen zaman.

Yazı iple çeke çeke nihayetinde getirdim.

Sanmayın ki geride bıraktıklarım umurumda değil. Ben bir edebiyat öğretmeniyim.

Sınıfımızın duvarları karamsar bir his bırakan gri tonlarında, buna rağmen çok mutlu olduğum bir zaman dilimi. Neşeli, cıvıl cıvıl bir şekilde sınıfa giren öğrencilerimle zaman bir başka akıyordu. Her biri  pırıl pırıl, bana her daim ışıl ışıl gözlerle bakıyorlardı. Öğrencilerimi, öğretmen arkadaşlarımı ve okulumu özleyeceğim.

Valizimi topladım, uzun bir yolun ardından köyüme ve anneme kavuşmuştum. 

Annemin el emekleri; yazın bereketi meyve, sebze…
Her yerdeydi. Bolca canlılığı ve hayatı çağrıştırıyordu.   

Sanki zaman durmuştu, bütün bu güzelliği kuşatmış gibiydi.

Annemi özlediğim gibi yemeklerini de özlemiştim.

Ben yazın da çorba severim. Buram buram bir tarhana kokusu, bütün tat duyularımı harekete geçirir. Annem, her yemeği pişirmesini sanki doğuştan biliyordu. Elinin lezzeti, yemeğe geçtiyse o yemeği sevmeme gibi bir ihtimal olamazdı.

Börek pişmiş çıtır çıtır, tavşan kanı çay demlenmişti. Taze domates, biber ve salatalığın oluşturduğu kontrast göz kamaştırıyordu.

Tablo gibi bir doğa. Sanatını en âlâ bir şekilde icra etmiş ve Tanrı'nın eli her yerde. Fırçası cömertçe her renkten almış, çiçekleri rengârenk renk boyayıvermişti. 

Yapılan her şey doğa konseptine uygun ve doğal malzemeyle yapılır masa, sandalye...

Annemin özlem dolu elleri saçlarıma sevgi bırakıyordu. Bu duyguyu özlemiş, farkında olmadan ihtiyaç duyuyormuşum.

Anneme baktığımda; güneşin doğuşu gizliydi, derin kuyuyu andıran gözlerinde.

Her sabah; bayrak gibi dalgalanarak silkelediği çarşafta ve nevresimdeki koku, beni alıp lavanta bahçesine bırakıyordu.

Aynası, tarağı eksik olmayan annem; aynalara mı küsmüş yoksa yılların verdiği güven yıpranmış cildinin malzemesini bilmenin rahatlığı mı bilmiyorum ama aynaya çok bakmadığını anlamıştım.

Bir iki evrak işimden sonra, yarım kalan öykümü bitirmek istiyordum.

Sabah erken kalkmış sabahın taze oksijenini doyasıya teneffüs etmiş ciğerlerime doldurmuş ve zihnim mutluluk hormonları salgılıyordu.

Annem uyanmamıştı, oysa her sabah benden önce uyanıyordu.

Ben gelince ister istemez düzeni değiştiyordu. “Anneciğim yoruldun, biraz da gel otur yanımda.” desem; “İşim bitmek üzere, geliyorum kızım.” diyordu.

Uyusun dinlensin diye düşünsem de içime bir kurt düştü. Uyandırmayı göze alarak yatak odasına girmiştim, bir bebek gibi uyuyor.

Sessizce odadan çıktım. Çocukluğumun, gençliğimin geçtiği evi dolaşmaya çıktım. Kokusunu sevdiğim evimizi dolaştıkça anılar, bir bir çıkıp zihnimde belirliyordu.

Annem ve babam çok iyi anlaşan arkadaş gibiydi.

Arkadaşlarımla güzel bir zaman geçirmiştim. Keyifle geçen zamanın vermiş olduğu mutlu hissi yüzümde dolanarak eve girdim. Evin dış kapısını açtım, oturma odasına uzanan holde yürüyordum… Annem ve babamın konuşmalarını duydum. 

Annem: “İsmail, bizim Kerime’yi okutmamız lazım. Kız çocuğunun bu devirde okumaya daha çok ihtiyacı var.” diyordu. Zihnimde onlarca hayal uçuştu. Bir çok kelebek çiçeklere uçuşup konuyordu.

Canım anneciğim, mesleği olmayan bir kadının hayatının zorluğunu toplumumuzda görüyordu. Geçmişim, annem, bu ev benim için en güzel hazine…

***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz

Editör: Seher Uslu

EditörEditör