İDDİALI
Ben de geri çekildim,
kurdum
bir strateji.
Giden benmişim
meğer.
Bütün sözler iddialı.
Hayat iddiayı sevmiyor.
Ve öğrendim:
Kendi oklarımla
vuruldum vurulalı.
Şimdi
içimdeki
kara deliklere
zorluklara yapışık
olan.
Her şeye
göğüs
geren
sabrım var ya.
Oyyy,
tespihinde kurban
olduğum!
Yakarışım...
İnanışım...
Son varışım...
Dilimdeki ballı lokmam.
Evcilleştirdiğim
ruhum.
İçimdeki
şeytanıma gülüşlerim.
Şimdi
kirpiklerim
gündoğumu gibi uzun.
Yüreğimin
gümbür gümbür,
gürül gürül çağlayanındayım.
Boğmadan,
boğulmadan
ete kemiğe
bürünmüş
bir hazmediliş var.
Eğip bükmeden, bitmeden,
lafı dolandırmadan, dozunu
aşırarak
yutkunduklarım ...
Oy oyy!
Denizmişim
dalgalarıyla
hayat bulan.
Görevmiş
kulaç atıp kıyılarıma döktüğüm köpük.
Bir çiğ tanesı gibiyim, yaprağımın üzerine kayarak düşen.
Kıyılarda yükselen bir dalganın tepesinden koparak
düşen membaymışım.
Bağlanmayacak
kadar inceyken
kaybolmak
üzereyken kendine gelen.
Artık mülayim kelimelerle hayat böyle diyerek.
Ne zanan ki
bu ömür
vaktini kısıtladı.
Ne zaman ki yürütmüyor
beni ağrılarım.
Yolumu engelleyen dengelerimi bozdum.
Sürdürmek,
çalışmak,
çabalamak,
çok saçma.
Boşaymış
öfkenin, duygunun patlaması.
Bir bedenin içine emanet kılıfmışım.
Veeeeee
Hayat koca
bir liderse kader orkestra şefi.
Şimdi
bu hâl,
bu gidiş,
bu bitişi görünce.
küstüm ceza yurduma.
Bize arş-ı aladan bakan
"Rabbime" şükrettim.
Gün geceye
kavuşuyorsa leyl.
Kilitledim kirpiğimin ucunu
dünyalığıma leyl.
Kafesleri görmeden
darlığımın.
Uçmadan kanatlarımın
kıymetini.
Kim anlatabilirdi
yanlışlarımın küçümsenmeyecek kadar değerli olduğunu?
Şimdi
gözlerim bir şiir.
Ve bütün mısralar ezelimdir, ebedimdir.
Ve ben
ezelin aynasında
yüreğimle poz verdim.














































