GÖR GAZZE'Yİ
Sevgilinden mi ayrıldın, sana pas vermedi mi?
Her yer karanlık karamsar, hayat sana çekilmez mi geldi?
Eften püften kıytırık işleri mi dertlendin?
Vah canım! Psikolojin bozuldu depresyona mı girdin?
"Önce sen" diyen, bencillik ateşini fitilleyen şahsı kapılarda mı bekledin?
Sonra da salya sümük yazıp, okuyup, dinledin mi,
Dünyayı bir tek kendi etrafında döndüren,
Yalnızlık, hüzün şarkılarını, aşk şiirlerini?
"Derdimden büyük Allah'ım, yalnızlığıma can yoldaşım var, burası imtihan yeri."diyenleri.
Cehennemi dünyada görüp,
yaşayıp, sarsılmaz teslimiyet ile yediden yetmişe,
Cennete revan can verenleri...
Gör Gazze'yi!
Yârinden, yarenlerinden gurbette ayrı mı düştün?
Hasret ciğerini mi deldi?
Ana, baba, evlat, kardaş tüm sevdiklerini aynı anda;
Kolu bacağı kopuk paramparça toprağa gömenleri...
Gör Gazze'yi!
Eşin dostun onca iyiliğini görmedi, Kadir kıymet bilmedi, sana eziyet mi etti,
Zülmün vahşeti, ölümden beter, İşkenceleri onur kırıcı,
Akla hayale gelmez eziyetleri...
Gör Gazze'yi!
Paran borsada mı eridi, döviz çıktı, Kur mu indi?
Evdeki hesabın çarşıya denk gelmedi mi?
Ömür boyu biriktirdiklerini, saniyeler içinde kaybedenleri...
Gör Gazze’yi!
Evini dört başı mamur döşeyemedin mi?
Perdelerin uymadı, mobilyaların yetişmedi mi?
Yıllarca anılarıyla, yaşadıkları evleri, Bombalar ile üstüne göçenleri...
Gör Gazze'yi!
Kapının önüne, bir dört teker çekemedin mi?
Arabanı son model değiştiremedin mi?
Ayağı çıplak, karnı aç bitap,
Enkazlar üstünde, meçhule yürüyen mültecileri...
Gör Gazze'yi!
İstediğin renk marka eşarbı, Ayakkabı, çantayı çok arayıp bulamadın mı?
Arkadaşlarından eksik, mahcup kaldın, el içine çıkamadın mı?
Önünde hiç bir seçeneği,
Hayatının dahi garantisi olmayan,
Açık hava hapishanesine mahkum bırakılan çaresizliği...
Gör Gazze'yi!
Hayat pahalı, bir kap yemeğini iki kap pişiremedin mi?
Altın yaldızlı yemek takımını masaya dizemedin mi?
Bir dilim ekmeğin dahi kokusunu unutan,
Bir damla suya hasret kalan,
Eti kemiğine yapışmış açlıktan ölen sabileri, biçareleri...
Gör Gazze'yi!
Hastahane kuyruğunda randevu alamadın mı?
Derdine şifa bulamadın mı?
Kan revan içinde müthiş acılarla kıvranan,
Morfinsiz toz toprak içinde ameliyat ile tedavi edilenleri,
Kolunu, bacağını, aklını, ümidini kaybedenleri...
Gör Gazze'yi!
Eğitimde aksaklıklar var, acaba hangi bölüm daha çok para kazandırır iş tutar.
Geleceği hiç olmayan, çocukları büyüyemeyen bir belde var.
Okulları, hastahaneleri, kutsal mabetleri başlarına yıkılan cennet çiçekleri...
Gör Gazze'yi!
Beni yakmayan ateşten bana ne dedin,
O cehennem alevleri savrula savrula sana da sıçrayacak bilmedin.
Tüm orta doğuyu kapladığı gibi...
Gör Gazze'yi!
Sağdan soldan düşüncelerin mi uyuşmadı?
Bre gafil Ülkende rahat mı battı?
Yurdundan zorla savaşla sürülenleri...
Gör Gazze'yi!
Devede kulakmış meğerse,
Ne çok büyütmüşüz gözümüzde dert bildiklerimizi,
Görünce dünyada zülüm altında inleyen, ölümü dahi özleten,
Ölümden beter işkenceler çekenleri...
İnsanlığa ve müslümanlara
tam ümidimizi kaybedecekken,
Asr'ı Saadet'ten kalmış sanki bir belde varmış ki
görünen yüzü acı, ızdırap, kan, karanlık.
Arka yüzü refah kapısından, cennet yolculuğuna çıkan. "Gelecek bir gün kardan ak aydınlık"
Karanlığın ardından
Gör Gazze'yi!














































