GÖNLÜNÜ YAKAN BENİM
Yoktur ki böyle sevda, yazmadı kalem, defter.
Ateş değil, kor değil, gönlünü yakan benim.
Bu sevdayı çekmeye dağ gibi yürek ister.
Ateş değil, kor değil, gönlünü yakan benim.
Her sabah pencereden, yoluna bakan benim.
Gökteki uçan kuşlar, yol olur, yoldaş olur.
Sıktığım her yumruğum, bu sineme taş olur.
Çıkmaz falların hası, hayal olur, düş olur.
Ateş değil, kor değil, gönlünü yakan benim.
Her sabah pencereden, yoluna bakan benim.
Kandırmaz elde fallar, özlerini özledim.
Beni benden aparan, gözlerini özledim.
Bana sevgiyi sunan, sözlerini özledim.
Ateş değil, kor değil, gönlünü yakan benim.
Her sabah pencereden yoluna bakan benim.
Sırça saraydı gönlüm, kapıdan gir demiştim.
Neler çekti bu yürek, hâlimi gör demiştim.
Feryadım arşı aştı, dağlara sor
demiştim.
Ateş değil, kor değil, gönlünü yakan benim.
Her sabah pencereden yoluna bakan benim.
Rabatlı, gam yükünü çeke çeke usandım.
Yollarım hep yokuştu, çıka çıka usandım.
Diz tutmaz, beden gitmez, çöke çöke usandım.
Ateş değil, kor değil, gönlünü yakan benim.
Her sabah pencereden
yoluna bakan benim.
***















































