BİYOGRAFİ
Giriş Tarihi : 29-01-2026 14:21

Fikret Mualla / Özlem Tarı

Özlem Tarı -FİKRET MUALLA

Fikret Mualla / Özlem Tarı

FİKRET MUALLA

Fikret Mualla’nın resimleri bana çok ilginç geldi. İlk baktığımda küçük bir çocuk yapmış gibi görünüyor. Sonra detaylı inceledim. Renk uyumu ve ilginç renk seçimi resimleri dikkat çekici kılıyor.

Fikret Muallâ Saygı, hem sanatı hem de trajik ve "bohem" olarak nitelendirilen yaşamıyla Türk resim sanatının en nevi şahsına münhasır isimlerinden biridir.

Fikret Muallâ’nın sanatı, yaşadığı tüm acılara rağmen yaşama sevinci ve dinamizmle doludur.

Tarzı: Ekspresyonizm (Dışavurumculuk) ve Fovizm akımlarının izlerini taşır; ancak hiçbir akıma tam olarak bağlanmamış, sezgisel ve özgün bir dil oluşturmuştur.

Konuları: Paris sokakları, kafeler, barlar, pazarlar, sirkler ve insan figürleri en sık işlediği konulardır. Özellikle "Cazcılar" ve "Notre Dame" serileri meşhurdur.

Teknik ve Renk: Genellikle guaj boya kullanmıştır. Renkleri son derece cesur, canlı ve coşkuludur. İlginç bir tezat olarak, özel hayatındaki huzursuzluğun aksine, resimlerinde renkler büyük bir sükûnet ve uyum içindedir.

İnsan Tasviri: Resimlerindeki figürler genellikle hazırlıksız, en doğal halleriyle betimlenir. Kadın figürleri ise belirli bir kişiden ziyade; pazarda, kafede veya sokakta çalışan "güçlü ve saygın" tiplerdir.

Muallâ’nın yaşamı, çocukluk travmalarından Paris'teki kimsesizliğine kadar pek çok çarpıcı olayla doludur:
İsminin Hikayesi: Ailesi bir kız çocuk beklediği için adını doğmadan önce "Muallâ" koymuştur; erkek doğunca bu isim değiştirilmemiştir.
Topallığı ve Suçluluk Duygusu: 12 yaşındayken futbol oynarken ayağını kırmış ve hayatı boyunca topal kalmıştır. Daha da trajiği, okuldan kaptığı İspanyol gribini annesine bulaştırmış ve annesinin ölümüne sebep olduğu düşüncesiyle ömür boyu suçluluk duymuştur.
Akıl Hastanesi ve Oda Arkadaşı: Hayatı boyunca defalarca akıl hastanesine yatırılmıştır. İstanbul'da Bakırköy Akıl Hastanesi'nde yattığı dönemde oda arkadaşı ünlü şair ve hiciv ustası Neyzen Tevfik olmuştur.
Polis Fobisi: Bir restoranda Atatürk'ün aşçısının oğluyla yaşadığı tartışma sonrası gözaltına alınmış ve karakolda kötü muamele görmüştür. Bu olay onda ömür boyu sürecek bir "polis korkusu" yaratmıştır.
Picasso ile Dostluğu: Paris’te yaşadığı dönemde dünyaca ünlü ressam Picasso ile tanışmış ve birbirlerine resim hediye etmişlerdir. Ancak Muallâ’nın, Picasso’nun kendisine hediye ettiği tabloyu bir şişe şarap karşılığında sattığı rivayet edilir.
Resimlerini Denize Atması: Türkiye'deki sanat çevreleriyle yaşadığı anlaşmazlıklar ve takdir görmediği düşüncesiyle, Paris'e gitmeden önce bazı resimlerini denize attığı bilinir.
Fikret Muallâ, 1967 yılında Fransa'da bir huzurevinde kimsesiz bir şekilde vefat etmiş, ancak yıllar sonra kemikleri Türkiye'ye getirilerek Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir.

***


Editör: Neşe Kazan

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi