EYLÜL
Eylül geldi.
sararmış yaprakların üstüne düşen güneş
çabucak çekildi.
Bir kadın gülüşü gibi yarım,
bir bakış gibi eksik kaldı gökyüzü.
Aşkın yükü ağırdır sevgilim,
her düşen yaprak kalbimde
sana duyduğum özlemi çoğaltıyor.
Ve ben susarak büyütüyorum seni içimde,
tuzlu bir yara, tatlı bir şarkı gibi.
Cemal Süreya gibi.
Eylül;
deli rüzgârını bastı omuzlarıma.
Yalın ayak bir sokakta,
bağıra bağıra adını söyledim.
Bir kadeh rakıda erittim geceyi,
bir küfürde sakladım ayrılığı.
Ah ulan hayat dedim,
düşen yaprağın da inadı var.
O bile dönecek toprağına,
ben neden dönmeyeyim sana?
Sevda dediğin direnmektir,
boyun eğmemektir.
Can Yücel gibi.
Eylül suskun.
Bir yaprak gibi iner yere,
kimse duymaz.
Ama ben,
gözlerime düşen gölgesini gördüm.
Aşk dediğin bazen tek kelime,
bazen bir bakış,
bazen de koca bir ömürdür.
Sen, benim kalbimin en küçük sessizliği
ama en büyük çığlığısın.
İnce bir çizgiyle yazılıp
ömre kazınan bir kelime gibi.
Özdemir Asaf gibi.
Eylül akşamları uzun.
Yol bitmez, istasyon görünmez.
Her tren sesi içime işler,
her düdük bir ayrılığın yankısıdır.
Ve ben o yolların hepsinde seni ararım.
Bir türkü olur dudaklarımda:
“Sevda yüklü kervanlar geçiyor kalbimden.”
Ellerin,
bütün yorgunluğumu silen bir sığınak olur.
Ama kavuşmak hep uzak bir durak gibi.
Yine de yürürüm o yola,
yürürüm inatla.
Sabahattin Ali gibi.
Eylülde
gökyüzü griye çalsa da
ben seni en mavi yanınla seviyorum.
Bütün ayrılıklar tükenir bir gün,
bütün yollar birleşir.
Ve biz,
bir şehrin meydanında değil,
kocaman dünyanın kalbinde buluşuruz.
Çünkü aşk;
bir direniş türküsü kadar gür,
bir halkın umudu kadar sonsuzdur.
Ve ben haykırırım adını,
güneşe, göğe, insanlığa:
Sevgilim,
Nazım Hikmet gibi!
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz



























































