DENEME
Giriş Tarihi : 23-08-2022 14:47

Eğitimde Eşitlik Şart

Yazan: Mustafa Eranil - EĞİTİMDE EŞİTLİK ŞART

Eğitimde Eşitlik Şart

EĞİTİMDE EŞİTLİK ŞART

Oturmuş, arkadaşımı bekliyordum.
Bir taraftan da garsonun getirdiği çayı yudumluyordum.

Hava soğuk, soğuk havada sıcak çay çok keyif veriyordu insana.

Nedendir bilmem; yalnız kaldığım zaman çok derin düşüncelere dalarım.

Yine, derin düşüncelere dalmış, aklıma gelen konuyu ise şiire dökmüştüm.
Derin düşünce içerisindeyken, "Mustafa Bey," diyen bir ses ile irkildim.

Beklediğim kişi değildi ama tanıdığım bir insandı. Yanıma oturdu. Muhabbet etmeye başladık. Ben kendisine, çocuklarının durumunu sordum.
Klasik cevap: "İyidirler." dedi, geçiştirdi.
Çocuklarını da aslında tanırım. Zeki ve saygılı öğrencilerdir. Yaşlarına göre olgun çocuklardır.
"Çocuklarının okul durumu nasıl?" diye sordum. Bu soru, aslında bir iç boşalmanın fitilini ateşlemiş oldu.

Derdi, teninin her tarafını sarmıştı. Gözleri, bir noktaya doğru yöneldi.

Soğuk havada, sıcak bir terin vücudundan aktığını hissettim.

Bir an kendi kendime "Keşke sormasaydım bu soruyu," dedim.
Ama bir kere sormuştum.
Kendisini çok etkileyen ve üzen konuyu paylaştı benimle.

Çocuklarına yeterince eğitim imkânı sağlayamadığından dert yandı bu gariban vatandaş.Üzüldüm.
Başından geçen ve kendisini çok üzen bir konuyu aktardı bana:

"Bizim apartmana gelip giden bir iki yabancı kadın dikkatimi çekti. "Bu bayanlar kim?" diye eşime sordum. Bizim üst katta oturan komşumuzun oğluna özel ders vermek için geliyorlarmış. Her gün iki öğretmen, ikişer saat ders veriyorlarmış komşunun çocuğuna. Oysa ki komşunun çocuğunun kavrama kabiliyetinin, bizim çocuğun kavrama kabiliyetinden çok daha düşük olduğunu, okuldaki öğretmenleri söyledi. Duyunca çok üzüldüm. Bir baba olarak kahroldum.”

Gözünden yaşlar süzülmüştü bunu anlatırken. Onun üzüntüsü, beni de bir hayli üzdü.
Ne yapabilirdi ki gariban baba? Zaten asgari ücret ile geçimini sağlamaya çalışıyordu. Aldığı parayla da beş kişilik bir aileyi geçindiriyordu.
Kıt kanaat geçiniyordu.
İstediği her şeyi almayı bırak, temel ihtiyaçlarını dahi almakta zorlanıyordu ama yine de haline şükretmekten asla taviz vermiyordu bu yiğit insan.
"Bizden daha kötüleri var. Şükür bu halimize." demeyi bir an bile ihmal etmiyordu.

İstediği şey çocuklarına iyi bir eğitim vermekten başka bir şey değildi.
Ama maddi gücü buna imkân tanımıyordu.
Bunun için çaresizdi.
Çaresizliği karşısında ben de çaresiz kalmıştım. Bunun ezikliğini yaşıyordum.
Üzüntüsünü, üzüntüsü olarak kabul ettim.
Derdini, derdim olarak kabullendim.
Elimden bir şey gelmiyordu.
Bu mudur eğitimde eşitlik?
Bu mudur sosyal adalet denilen olgu?
Bu mudur hak ve hürriyet eşitliği?
Bu mudur her doğan çocuğun eşit dünyaya gelişi?
Söyler misiniz bana?

Bir yanda son derece başarılı olmasına rağmen imkânlarının yetersiz olmasından dolayı eğitim alamayan bir çocuk, diğer tarafta ise yeterli kabiliyete sahip olmadığı halde, sahip olduğu maddi imkânlarla eğitilmeye çalışılan bir çocuk…
Eşit olmayan güç dengesinde verilen hayat mücadelesi…

Olması gereken bu mu peki?
Elbette bu olmamalı.
Özellikle Cenab-ı Mevla’nın vermiş olduğu kabiliyetin en iyi şekilde değerlendirmesini sağlamak için talebelere en iyi imkânlar, devletin ilgili kurumları tarafından sağlanmalıdır. Eğitimciler, bu tip ailelerin çocuklarını tespit etmek için özel görevli kişiler olmalıdır. Kabiliyetlerin inkişafına fırsat verilmelidir.

Bu hakikat, ülkemizin ve milletimizin selameti açısından önemlidir. Bilinmelidir ki gelecek; iyi eğitimli, kabiliyetli bireylerin iş başına gelmesi ile aydınlık olur. Yoksa, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da karanlıklardan şikayetçi olmaya devam ederiz…

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi