DÜŞÜYORUM
Kuldum,
Gölgemin bile sığmadığı dünyada yer aradım.
Dünya, sırtıma bağlanmış ıslak bir çuval;
Taşıdıkça ağırlaşan bir kader tortusu.
Aynalara büyüdüm,
Kendime hiç varamadım.
Takvim yaprakları döküldü omuzlarımdan.
Hangi zamanda kaybettim çocukluğumu?
Sormaya cesaret edemedim.
Büyüdüm mü,
Yoksa içimdeki ev mi küçüldü?
Adım mı silindi kalabalıktan,
Yoksa gözlerden mi düştüm,
Sessiz bir akşamüstü?
Omuzlarımda taş değil,
Yetim bakışlı çocuk var.
Yüreğim külçe değil artık,
Soğumuş bir maden ocağı,
Kendi karanlığında çöken.
Yaşımı sormayın.
Ben takvimle değil,
Eksilerek yaşadım
Ama her gün biraz daha
içimden çekildi ışığım.
Galiba küçülüyorum,
Bir fotoğrafın arkasında sararan,
Eski bir gülüş gibi.
Ölüm ferman biçse alnıma,
Gözümden akmaz yaş.
Çünkü gözlerim
Çoktan kurudu.
İçimdeki yangını söndürmekten,
Yüreğim un eleği.
Acılarım elekten geçmiyor artık.
Gücüm yetmiyor,
Kendi yükümü taşımaya.
Acı ektim toprağıma,
Filiz verdi karanlık.
Her çiçeğim gölge kokuyor şimdi.
Değmeyin gönlüme;
Bir uçurumun kenarında
Rüzgârla konuşuyorum.
Yüzü donuk kaderin;
Soğuk nefesi ensemde,
Üşüyorum.
Değmeyin ömrüme.
Ben yavaş yavaş
Kendi içime
Düşüyorum.
***














































