DENEME
Giriş Tarihi : 10-03-2025 18:19   Güncelleme : 10-03-2025 19:52

Domatesin Kokusunu  İnsanların Doğalını Özledik / Tahsin Saraç 

Yazan: Tahsin Saraç -DOMATESİN KOKUSUNU  İNSANLARIN DOĞALINI ÖZLEDİK 

Domatesin Kokusunu  İnsanların Doğalını Özledik / Tahsin Saraç 

DOMATESİN KOKUSUNU 
İNSANLARIN DOĞALINI ÖZLEDİK

Toprak temizdi.

Gökyüzü ve hava temizdi. Bize sundukları da. Biz de temizdik.

Pazardan peynir almak risk değil, sokak satıcıları dosttu. Onlarla selamlaşıyorduk.

Merhabanın hatırı vardı.

Hijyen, kalite ve garantinin belgesi işte bu merhaba idi. Sütçümüz, yoğurtçumuz, sebzecimiz vardı. Hâl hatır sorduğumuz, hangi zeytinden hoşlandığımızı bilen, iyi peynirden bizi haberdar eden bakkalımız vardı.

Şimdi? 

Şimdi, potansiyel tehlike olarak görüldüğümüz ve üstümüz arandıktan sonra girdiğimiz süper marketlerin on binlerce ürün çeşidinin arasında, "merhaba"dan mahrum alışveriş yapıyoruz.

Labirentin içinde raflarda şekiller, mesajlar ve imajlar var.

Reklamlar bizi zaten önceden kodlamıştır; algılıyor ve alıyoruz. İsminin başında hiper, süper ve mega gibi sıfatların bulunduğu mağazalarda, oraya ne kadar çok giderseniz gidin, güvenlik görevlileri, reyon sorumluları ve kasiyerlerle muhabbet edemezsiniz. Market arabalarıdır, orada size en çok tanıdık gelen.

İnsan bazen lâf atmak ister, "işler nasıl gidiyor?" veya "hayırdır, bugün sol ön tekerin gıcırdıyor" diye. İnsanın hayatında kalabalıklar çoğaldıkça, yalnızlıklar da çoğalıyor. Bakkalların gidişiyle, sokakların ruhu da gitti.

Ve lezzetler de gitti. Yılın on iki ayı muhteşem görüntüsüyle arzıendam eyleyen sanal domatesler gibi. Domates, mevsimini kaybettiği günden beri çok şeyi kaybettik. Halbuki domates önemlidir. Mevsimi bittiğinde gidişine üzülmek, yokluğunda özlemek, zamanı geldiğinde kavuşmaya sevinmek çok önemlidir. Kokusu çok önemlidir. Yöresi ve lezzeti de. Her yöre bir başka domates, bir başka domates lezzeti demektir. Artık yörenin adı: Sera.

Sadece domates mi? Ekmek mesela. Ekmek, ekmek gibi kokmuyor. "Bir dilim ekmek" anlamını yitirdi. Ekmeği kesemiyorsunuz. Gerçek bir dilim gibi bir dilim çıkmıyor. Vitaminlerle şişirilmiş, kuş gibi hafif ve lezzetsiz.

Çay mesela. Çay, çay gibi kokmuyor. Seylan'la Türk çayını, tomurcukla çay çiçeğini karıştırarak formüller üretiyor ve telef oluyoruz.

Evet şimdi, brokoliyle tanıştık, dört mevsim domatesle ve daha neler neler...

İmkânlar arttı, çeşitler arttı. Şimdi her şey, her zaman var ama bu hengâmenin, bu hayat düzeninin neticesi hamburgerle başbaşa kalışımızdır.

Şimdi her şey, her zaman var ve her şey kıymetsiz.

Bir süper marketten alışveriş yapmaya çalışmak, sevdiğiniz birini bulamayınca telesekretere not bırakmak gibi aslında. İkisinde de muhatabınız yok; içinizden konuşursunuz, sizi duyan olmaz.

Bu çağın cilvesi herhalde. Kalabalıkların içinde yalnızlığı yaşamak ve bundan keyif almaya çalışmak; ama vakumlu, dondurulmuş, hijyenik ve ambalajı güzel hayatımızda eksik bir şeyler var. Önemli bir şeyler.

Domatesin tadı gibi. Merhabanın hatırı gibi. Anlaşılan bizlerin uğur böcekleri de uçtu gitti.  Belki onlar da geri gelmezler.

Editör: Bilgi Şakar

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi