DOKUNDUM KENDİME
Nasılım diye
Dokundum kendime
Her yanım acı gibi
Kirpik uçlarından
Başladı sızı
Damla düşer gibi
Oysa hep şen şakraktım
Belki de mevsimsel
Sonbahar hüzünlü
Yavaş yavaş kışa hazırlanırken
O yüzden mi üşümelerim başladı
Yoksa yanlızlığa düşer gibi mi
Galiba hastayım
O yüzden mi duygusallığım
Etrafa bomboş gözlerle bakarken
Takıldı gözlerine gözlerim
Bir acayip işte
Sarhoş olur gibi
Veya içinin boşalması
Kendini unutmak oldu sanki
Karşında ve iç çekmelerinde
Ara sıra göz uçlarında bakmaktı
Sevdiğin yöne
Murat’ın Fırat’a karışması gibi
Dicle olup şahlanmasıydı yüreğim
Türkü olup düşüyorduk dillerde
Sazın her telinde
Çalandı sanki kaderimiz
Oysa şiir olup düşmüştük yüreklere
Uzaktan uzağa başlamıştı sevmeler
Kimi özlem olup düşüyordu hara
Kimi hasrete düşüp
Gözyaşı olup akıyordu
Zaman acımasız
Su misali akıp gidiyordu
Bizdende ömür olup düşüyordu
Ağaran saçlarımızdan belliydi
Ah sevgili yine kayıpsın
Habersiz çekip gitmiştin
Bir avuç toprağa gömmüştün
Tüm umutlarımızı
Belki de son demiydi
Bak yine akşam
Ve sen yoksun
Hani adın kızıllıktı
Bu da mı yalan
Oysa papatyanın yaprağında kalmıştı
Tüm seviyorumlar
Katran karası gözlerinden
Dem tutan yüreğime sarılsa kafi
Umut İşte














































