DİRSEK ÇÜRÜTMENİN AŞK HALİ
Okul yılları, hele de lise yılları hepimizin hayatında unutulmaz tatlı izler bırakır. Yıllar geçse de, bu izlerin peşini bırakamayız. Tabii, bizler de sınıflarda bütünleşmiş olduğumuz tahta sıralara izler bıraktık. Kopyalar, aşk şiirleri, komik sözler, isimler kazınarak hem de. Bazen iki bazen üç kişi oturduğumuz olurdu. Nasıl sığmışız o küçücük sıralara?!
Düşünüyorum da şimdi koskoca evlere, dünyaya sığamaz olduk. Yazılılarda biraz zorlanıyorduk dirsekler hep temas halinde. Rahat ediyorduk etmesine fakat elimizi dirseğimizi koyacak tek yerde tahta sıra üstüydü hal böyle olunca, kazaklarımızın, gömleklerimizin kolları sık sık deliniyordu. Buna da zaten çözüm vardı ve modaydı o zamanlar şimdi de hala geçerli, aşınan yerlere yama yapmak.
Sadece ders çalışarak çürütmedik biz bu dirsekleri. Bazen uyumak için, bazen yüzümüz avuçlarımızda, dirsekler sırada hayranlıkla sevdiğimiz öğretmenimizi hülyalı hülyalı dinlerken.
Genelde arka sıralarda oturanları görebilmek içinde yan oturduk. Yan oturduk deyince, sınıfımızda birbirinden hoşlananlar çoktu. Bunlardan biride Fatih idi. Fatih orta sıralarda oturuyordu, uzun boylu yakışıklı sadece sınıfın değil okulunda havalı gençlerindendi. Fatih benim yakın arkadaşım Fulya’ya âşık olmuş ve benimle paylaşmıştı. Az bitter çikolatasını yemedim, mektup taşımak ve aracı olmak için.
Fatih derslere genellikle pek dikkat etmezdi. Ama bir nedeni vardı: Sınıfın en güzel kızı, Fulya, arka sıralarda oturuyordu. Fatih, Fulya’yı görebilmek için sürekli yan dönüp dururdu. Öyle ki, öğretmenlerin ve arkadaşlarının gözünden kaçmayan bu hareketleri, zamanla espri konusu olmuştu.
Bir gün edebiyat öğretmenimiz; “Fatih evladım neden sürekli yan dönüyorsun? Duvarda bir şey mi var?" diye sorduğunda, sınıfta gülüşmeler yükseldi. Fatih ise her zamanki gibi utangaç bir gülümsemeyle durumu geçiştirdi. Ama Fatih'in yan dönme seansları hız kesmeden devam etti. Öyle ki, dirseklerinin masada oluşturduğu izler, onun için "dirsek çürütmek" deyimini başka bir boyuta taşıdı.
Lise sona erdi, mezuniyet geldi çattı. Fatih Fulya’ya olan aşkını artık mezuniyet balosunda açık açık dile getirmişti. Fulya da onu seviyordu, tertemiz bir sevda filizlenmişti aralarında, fakat evlilik için henüz erkendi. Önce üniversite okuyup sonra evlenmeye karar verdiler.
Birkaç yıl sonra, Fatih ve Fulya evlendiler. Düğün gecesi, sınıf arkadaşlarımız Fatih’e takılırken kahkahalar yükseliyordu.
Fatih Fulya’ya dönerek şunları söyledi: "Ben senin için az mı dirsek çürüttüm?"
Fulya da gülerek cevap verdi: "Ah ne demezsin, Evet canım, senin dirseklerinin çürümesi aşkımızın temeli oldu."
Ve Fatih, yalnızca ders çalışırken değil, aşkını kazanırken de çok çabalamıştı.
Bu hikâye, sadece onların değil, aynı sıralarda dirsek çürüten tüm arkadaşlarımızla ortak anılarımızdan birisi olarak kalacaktı.
Yüzümüzde sıcacık bir gülümse ve özlemle…















































