DEMANS
Belirsiz bulutlardan yere düşen kelime taneleri gibi,
Dünden kalan düşüncelerimle
Yoğun dalgaların kendince şakaladığı sahilde,
Tek kusurum
Kırık şarap şişelerinin arasına sıkışmış
Siyah çakıl taşları üzerine
Kara kalemle yazılmış kaderimi okuyamamaktı.
Takıldım kaldım uzak yansıyan ışıltılara.
Gün görmek miydi adı?
Yoksa
Bitirmek miydi tadına varılamamış nefesleri?
Son evresine girerken gülümsüyordu hastalık.
Üç ayrı kol mıhlamıştı yatağa.
Ayak uçlarında,
Dalgadan geriye kalan soğuk üşengeçlik.
Gerginliği tüyden daha hafif.
Yürek hoplatan naralar başka diyarlarda.
Bir çarpı daha attıldı
Çatlak duvarın üzerine öylesine asılmış
takvime.
Bir haftaya sekiz gün sığar mı?
Ya bir seneye iki temmuz.
Kapıda asılı kaldı ,
çukuruna gizlenmiş gözler..
Beyaz önlükler koşturuyor dar koridorlarda.
Ter kaplamış yenlerini.
Yağmur yağıyor.
Bu havada çamaşır kurumaz ki.
İkinci pencereye bıraktığım gölgem
el sallamayı unuttu.
Günleri karıştırdım.
Aklımda sana söyleyemediğim
yarına dair yalanlar.
Sahi,
Saçların ne renkti.
Kaç kez yalnızlığım oldun söylesene.
Muhtemel,
Bir süre sonra ismini dahi anımsamayacağım.
Tüm renklerin beyazı kalacak bana.
Unutacağım tüm acıları.
Yaşımı,
Yaşarken akan yaşlarımı,
Sana ulaşamayan şiirlerimi de unutacağım.
Ben
Sende kendimi unutacağım.
Bendeki seni hiç hatırlamayacağım.













































