ŞİİR
Giriş Tarihi : 27-07-2024 21:30   Güncelleme : 28-07-2024 21:44

Cennetten Gelen Mektup / Prof. Dr. Mustafa Nejat Sefercioğlu

Prof. Dr. Mustafa Nejat Sefercioğlu -CENNETTEN GELEN MEKTUP

Cennetten Gelen Mektup / Prof. Dr. Mustafa Nejat Sefercioğlu

CENNETTEN GELEN MEKTUP

Ben Mehmet,
Ben Mardinli, Magosalı, Vanlı, Lefkeli,
Urfalı, Balıkesirli, Taşkentli Mehmet!...

Ben, vatanım diyeceğiniz bir toprağınız,
Gönderinde, nazlı nazlı dalgalanan bir bayrağınız
Gurur duyacağınız bir devletiniz olsun diye
Tatlı canımdan geçtim,
Göz kırpmadan şehitlik şerbeti içtim…

Ben Antepli, Baflı, Diyarbakırlı, Artvinli,
Ben Erzurumlu, Murat Ağalı, Edirneli, Mehmet...

Ben, alın terinizin, emeğinizin helal ekmeğini
Şükürle yiyebileceğiniz bir işiniz,
Çoluk çocuğunuzla ilgili güzel düşünüz olsun diye,
Harama, yetim malına eliniz uzanmasın,
Geleceğiniz ateşte yanmasın diye
Tatlı canımdan geçtim,
Göz kırpmadan şehitlik şerbeti içtim…

Ben Lefkoşalı, Ankaralı, Aslan köylü,
Serdarlılı, Aydınlı, Yılmazköylü Mehmet!..
Benim mangal gibi bir yüreğim,
Bükülmez bir bileğim,
Tanrıdan yüzlerce dileğim vardı..

Benim tarlam, tapanım,
Benim arabam, atım,
Lüks binalarda katım,
Denizlerde gezen yatım yoktu;

Ben, bunlar sizlerin olsun,
Yaşamınıza onur, özgürlük, mutluluk dolsun diye
Tatlı canımdan geçtim,
Göz kırpmadan, şehitlik şerbeti içtim.

Ben Boğaziçili, Çorumlu, Hataylı, Nevşehirli,
Ben İzmirli, Küçüçkaymaklılı, Eskişehirli, Mehmet.

Benim de hayallerim vardı:
Dağlar kadar yüce, denizler kadar engin,
Benim de, saçları kınalı kocamış anam,
Sakalı ağarmış, nur yüzlü babam,
Gözlerine bakmaya kıyamadığım,
Saçlarını okşamaya doyamadığım,
Karnında büyüttüğü yavrumu göremediğim
Bir eşim, bir evdeşim vardı...

Ben, sevdiklerinizle mutlu yaşayın diye
Tatlı canımdan geçtim,
Göz kırpmadan şehitlik şerbeti içtim…

Ben Tekirdağlı, Muşlu, Muğlalı, Girneli,
Kayserili, Erenköylü, Çanakkaleli Mehmet!..

Ben günlerce, aylarca siperde, korunakta
Yataksız, yorgansız, kara toprakta
Aç susuz, uykusuz nöbet tuttum,
Nerdeyim, hangi zamandayım, ben kimim, unuttum;
Elim tetikte, gözüm arpacıkta,
Ölümün soğuk nefesi ensemde;
Hayallerim özgürlükten, bağımsızlıktan yana,
Tatlı canımdan geçtim
Göz kırpmadan şehitlik şerbeti içtim!..

Ben Tarsuslu, Kastamonulu, Rizeli,
Ben, Amasyalı, Bolulu, Geçitkaleli Mekmet...

Ben de sizin gibi Horon severdim, bar, zeybek severdim,
Ben de sizin gibi şiir, roman, öykü severdim,
Ben de sizin gibi şarkı, en çok da türkü severdim.

Ben, sizler keyifle horon, bar, zeybek oynayın;
Şiir, roman, öykü okumaya doymayın,
Şarkı, türkü sevin, dinleyin diye;
Tatlı canımdan geçtim,
Göz kırpmadan şehitlik şerbeti içtim...

Ben Mersinli, Tokatlı, Bursalı,
Erzincanlı, Ağrılı, Kumsallı Mehmet!..

Ben, vatan toprağını belirleyen sınır taşınız,
Alın terinizle kazanılmış ekmeğiniz, aşınız,
Başında Fâtihâ okunacak bir mezar taşınız,
Şehitler için akan iki damla göz yaşınız olsun,
Başınız öne eğilmesin,
Toroslar, Beşparmaklar kadar dik dursun diye
Tatlı canımdan geçtim,
Göz kırpmadan şehitlik şerbeti içtim...

Ben Güzelyurtlu, Maraşlı, Kırıkkaleli,
Ardahanlı, Tahtakaleli Mehmet!...

Kiminiz acılarını gönlüne gömdü;
Kiminizin ciğeri yandı, yüreği dağlandı benim için;
Bilmiyorum niçin
Kiminizin kılı bile kıpırdamadı,

Şehitlikleri görmezden geldiniz,
Hiç haberleriniz olmadı benden
Yanımdan lüks arabalarla
Kahkahalar atarak geçerken
Yüzünüzü çevirdiniz...
Ben, siz de şehit olmayın,
Zamanla unutulmayın diye
Tatlı canımdan geçtim,
Göz kırpmadan şehitlik şerbeti içtim...

Ben Atlılarlı, Samsunlu, Sandallarlı, Manisalı,
İskeleli, Sivaslı, Antalyalı, Mehmet!...

Size vatan yaptığım topraklarda
Yediniz, içtiniz, gezdiniz, tozdunuz,
Gönlünüzce eğlendiniz…

Beni hatırlayıp arkamdan
Bir tek güzel söz söylemediniz,

Bir Fatiha’yı bile çok görüp, esirgediniz...
Canınız sağ olsun…
Yeter ki vatan sağ olsun...

Ben Kuzey Kıbrıslı, ben Türkiyeli Mehmet!
“Şehitler tepesi boş değil
Toprağını kahramanlar bekliyor!

Ve bir bayrak dalgalanmak için;
Rüzgâr bekliyor.”
Sevgili gençler!
Al kanımla boyadığım,
Seyretmeğe doyamadığım ay yıldızlı al bayrağı
Gönderlerde tutacak,

Vatanın her köşesinde, sınır boylarında
Nazlı nazlı dalgalandıracak rüzgâr sizsiniz…
Niçin esmiyorsunuz?...

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi