BİR MÜZEYYEN HİKÂYEMSİN
Seviyorum yüzünün her kıvrımını,
Saçlarının grisini.
Kalbimin aşk çeşmeşi,
Gönlümün ömürlük neşesi.
Bir Müzeyyen hikâyemsin.
Kadınım, can dermanımsın.
Aşk dolu yıllarımın tek tanığısın.
Ne güzel yaşlandık bir yürekte.
Razıyım bir ömür bilesin senden.
Ne çok sevgiyle dokundu ellerin, kalbime.
Ne çok aşkla baktı ayışığı gözlerin, gözlerime.
İncitmedi hiç bir kelamın beni.
Onca aşk sözcüklerinin içine kattın ya
Bu ihtiyar, bahtiyar âşık adamı.
Müzeyyen'im hiç bitmeyen özlemim.
Ben seni yanımdayken bile özlerim.
Haydi yap şöyle bir bol köpüklü
Ferah kahvesi, demlene demlene içelim.
Getir şu benim can fezamı da gelirken
Çalayım sana bir Müzeyyen.
Fikrimin ince gülüsün kadınım.
Vefadarımsın.
Hani o gün yıldız parkında gördüm ya seni,
Gözlerimi alamadım fikrimin ince gülünden.
Devirdik neredeyse ellili yılları, aynı aşkla.
Söyle kadınım, söyle bir gün bile bıktın mı benden?
Sen benim ömrümün ilk ve son faslısın.
Kalbimde büyüttüğüm aşkımsın.
Hiç bıkmadan severek dinlediğim,
Nihavent şarkımsın.
Söyle benim aşkı saadetim, nasıl bıkayım senden?
Gözlerin, hâlâ elli yıldır aynı aşkla
Gözlerime bakarken.
Bir de çay gider geceye.
Demle be Müzeyyen.
Şöyle içelim seninle kayan yıldızları izlerken.
Hatta yine aynı dileği defalarca diledik amma velakin
Ne çıkar bu gece de dilesek.
Doldur çayları kadınım,
Yudum yudum içeyim;
Yıldızları ve seni izlerken.
***













































