KİTAP ANALİZİ
Giriş Tarihi : 26-05-2024 16:39

Bir Kitap: Gülbahar / Mediha Ünver

Yazan: Hakan Cucunel -BİR KİTAP: GÜLBAHAR / MEDİHA ÜNVER

Bir Kitap: Gülbahar / Mediha Ünver

BİR KİTAP: GÜLBAHAR / MEDİHA ÜNVER

Mediha Ünver’i, çarpıcı öykülerinden tanıyordum. İlk romanı Gülbahar’a, öykülerine aşina olmamın rahatlığı ile başladım. İlk öykü, ilk şiir gibi ilk roman da bir takım olmamışlıklara, kurgusal eksiklere daha yakındır duygusu içindeydim. Roman yazmanın zor ve sıkıntılı olduğunu düşünürüm. Başarılı öyküler yazabiliyor olmak başarılı bir roman yazmayı gerektirmez. Bu nedenle beklentimi yüksek tutmamaya çalışarak başladım Gülbahar’a.

Öykülerinde kullandığı işçilikli dilini, okuyanlar bilir. Öykü kişilerini, kurgu içindeki konumlarına göre konuşturması, tekrarlara ve benzerliklere düşmemesi yazarın bence en önemli özelliklerindendir. Ancak aynı başarıyı romanında beklemiyordum. Kişileri konuşturan en usta yazarlarda bile bazen bu durumla karşılaşırız. Kurulan cümlenin kime ait olduğunu karıştırırız. Bu cümle kurgudaki kişinin ya da onun geçmişinin üzerinde durmaz ve kayar düşer. Gülbahar’ın kişilerinde böyle bir kusur kesinlikle yok.

Olayların sıralanması, roman evrenindeki zamanın akışı, kişilerin çok büyük bir ustalıkla tasarlanması romanı bir “İlk Roman” olmaktan çıkarıyor. Konusu ve mekanı gereği bir köyde kurgulanmış olan romanda, okurun kendisi de köye akıyor.

Burada biraz durmak gerekir. Olası okurların kaç tanesi köyü tanır? Köyü tanımayan okura, köyde geçen bir romanı nasıl çekici hale getirirsiniz? Bu zor bir iştir. Hadi merak duygusuyla başladı, roman evreninde nasıl tutacaksınız bu okuru? Konuşmalar da birebir yörenin kendi konuşması olacak ayrıca. Romanda köyün insanı, iklimi, suyu, düşleri, sesi, soluğu, isi pası ne varsa anlatılmış. Köy, okurun evreninde yeniden kurulmuş.

İyi kurulmuş bu köy evreninde bir aşk var. “Yasak Aşk” Mecburen bir yasak aşk. Toplumsal değerlerilerimiz, ön yargılarımız, katı geleneklerimiz arasına sıkışan insan ruhunun bir kaçışı ve isyanı olan aşk, ne yazık ki yasak olduğunda daha da yakıcı, sarsıcı bir duygu oluyor. Bu sarsıcı aşkı da yüreğimizde ve ruhumuzda yaşıyoruz.

Mediha Ünver bunların hepsini başarıyor. İlk sayfadan itibaren ne kullanılan dili ne de romanın iç zamanını yadırgamadan Gülbahar’ın yanında, yakınında oluyorsunuz. Onun yaşadığı acıları yaşıyorsunuz. Olanlara ve olsa iyi olacak olan ama olmayacak olan herşeye üzülüyorsunuz.

Bir köy romanı, bir aşk romanı olarak Gülbahar, son derece başarılı bir eser olmuş. Fakat bence asıl başarısı bu da değil. Kişilerin duygularını, iç dünyalarını, evrene ve oluşa bakışlarını anlatırken öyle ince ince çalışılmış bir dil var ki halk edebiyatının hikmetli ve vurucu gücünü bulup şaşırıyoruz. Bazen bir manzume bazen bir türkünün sözlerini okuyor duygusu veriyor yazarın dili. Romanın dili renklerle, seslerle, kokularla dolu. Bir yürek dolusu derinlikle dolu.

Kalemine sağlık Mediha Ünver.

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi