BİR KİTAP: FUKARA ÖLÜSÜ / SUAT DERVİŞ
Bir gün için bile olsa yaşamak... insan gibi yaşamak istemişti.
Romancı kimliği ile öne çıkan sayın Suat Derviş ömrü boyunca öyküler yazmayı sürdürmüş bir kalem. Sayın Serdar Soykan'ın açıklamalarından öğrendiğimiz bilgilere göre: saptanan, iki yüze yakın öyküsünün olduğu. "Fukara Ölüsü" başlığı altında okuduğumuz yirmi yedi öykü, 1930-1941 yılları arasında farklı dergi ve gazetelerde yayınlanmış eserler.
Kitaptaki tüm öyküler insanın "para" ile ilişkisine dair. Gayet akıcı ve sade bir anlatımla yoksulluk ve sefaletle mücadale eden insanlar, paranın yokluğu ya da varlığı ile sınanan kahramanlar.
Engelli çocuğunu soğuktan korumak için bir avuç kömür çalmaya çalışırken yakalanıp hırsız damgası yiyen anneden, çocuklarının istediği eldiveni almak adına ilaçlarından vazgeçen bir babaya; küçük yaşta babasını kaybedince ailesine kol kanat vermek zorunda olduğu için aşkından vazgeçen bir genç kızdan, çalışma ortamının tüm olumsuzluğuna rağmen torunlarına süt alabilmek adına haftalarca fabrika kapılarında iş bekleyen büyükanneye; vefat eden kocasını parasızlık yüzünden defnedemeyen kadından, açlıktan kiraladığı odada ölen adama kadar pek çok karakterle tanıştık kitap boyu. Yapılan fedakarlıklar, çekilen acılar ve her zamanki gibi psikolojik tahliller Suat Derviş'in müthiş anlatımıyla sunulmuş bizlere. Yine severek okuduğum bir eser oldu. Ay sonu okuyacağımız "Daktilo Nebahat" kitabında görüşmek üzere. Katılmak isteyen dostları bekleriz.
Kitaptan alıntılar:
Para dediğin şey ortasında bulunduğumuz bu yoksulluk ateşi içinde buz gibi erir.
Fukara dirisinde de kepaze oluyor, ölüsünde de. Vakıa derler ki; insanlar bir doğarken, bir de ölürken birdir. Fakat ne ölümde ne de doğumda birlik, beraberlik var.
Eline alışık olmadığı bir para geçince, parasızlık yüzünden çekmeye mahkum olduğu bu hayattan kaçmak istemişti.
LÜTFEN KİTAP OKUYALIM!!!



























































