BİR GARİP YOLCU
Yapraklar döküldü kar düştü başa
Eşinden ayrılmış bir garip yolcu
Kederini katmış gözdeki yaşa
Hayata darılmış bir garip yolcu
Bir yastıkta atmış sene iki baş
Gâhi dertdaş oldu gâhi arkadaş
Yıllar çabuk geçti eskidi kumaş
Yıpranmış yorulmuş bir garip yolcu
Her derde dayandı çınar ağacı
Köklerinden sarstı onu bu acı
Öyle bir yaraki yoktur ilacı
Dalları kırılmış bir garip yolcu
Babaydı yuvayı koruyan güden
Anaydı saçını süpürge eden
Onlar iki candı ortak bir beden
Ortadan yarılmış bir garip yolcu
Oydu hanesinin orta direği
Yoksul sofrasının balı böreği
Acıyla kavruldu yaşlı yüreği
Kalbinden vurulmuş bir garip yolcu
Yükü ağır geldi diz üstü çöktü
İçini çekerek gözyaşı döktü
Emir Hakk'tan dedi boynunu büktü
Bulanmış durulmuş bir garip yolcu
Varlıkta yoklukta dertte kederde
Birlikte yürümek vardı kader de
Yatarken yoldaşı bir kuru yerde
Taşına sarılmış bir garip yolcu
Nûrfânî'm bir handa durur gideriz
Hayat ağacında kurur gideriz
Dökülür toprağa çürür gideriz
Her insan var olmuş bir garip yolcu
***
















































