BİR FISILTI KADAR AYDINLIK
“Güzelliğin sesi kısıktır.” demiş biri.
Belki de bu yüzden kimse duymuyor artık onu.
Gürültüyü alkışlıyorlar, sessizliği es geçiyorlar.
Oysa güzellik bir çığlık değil, geçerken omzuna konan serin bir kuş gibi.
Uçup gittiğinde fark edersin. Bakarsın:
Gökyüzü biraz eksilmiş.
Artık her şey bağırıyor: ekranlar, afişler, insanlar, umutlar…
Aşk bile bağırıyor.
“Bak, beni sevdim!” diyor,
“Bak story attım!”
Ama gerçekten seven, belki sadece göz kırpıyor.
Belki de sadece susuyor.
Çünkü güzellik, sesini kaybetmiş bir keman gibi.
Hâlâ titreşiyor, ama sadece yakından bakanlar duyabiliyor.
Bir kafede oturan yaşlı bir çiftin birbirine uzattığı çay bardağında,
Bir annenin çocuğunun ense köküne fısıldadığı “üşüdün mü?”de,
Birinin gece üçte kimseye göndermeden yazdığı şiirde saklı belki.
Gösteriş çağında sadelik bir ihtilal.
Çünkü sadelik artık görünmez değil, yasaklı.
“Yavaş konuşanlar siliniyor sistemden.” diyor yapay zekâ.
“Lütfen daha coşkulu olun.” diyor algoritmalar.
Ama güzellik inadına sessiz.
Çünkü güzellik acele etmez.
Aşırı pozlanmış bir yüz kadar soğuk,
filtrelenmiş bir gökyüzü kadar plastik.
Güzellik artık ışığı değil, gölgeleri seçiyor.
Ve biz…
Belki de güzelliği tekrar duymak için
biraz daha susmalıyız.
Birbirimizin gözlerinde biraz daha yavaş durmalıyız.
Kalabalıkta değil,
kendi içimizde bir sandal gibi salınmalıyız.
Belki o zaman,
birinin fısıltısında
dünyayı yeniden duyarız.
Kısık sesle gelen güzelliği,
kalbimizin içinden geçen o eski yankıyı…
Duymaya cesareti olanlar için…
Zaman hâlâ akıyor.
Ama belki bir gün,
biz de sessizce akmayı öğreniriz.
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz













































