ÖYKÜ
Giriş Tarihi : 21-01-2023 20:47

Bakırcı Dede

Yazan: Ahmet Furkan Demir -BAKIRCI DEDE

Bakırcı Dede

BAKIRCI DEDE

Çocukluk yıllarımda mahallemizde bir dede vardı. Herkesin sevip saygı gösterdiği Bakırcı Dede…

Asıl mesleği bakırcılık değildi tabi soyadı Bakırcı olduğu için mahalle ahalisi tarafından Bakırcı Dede olarak bilinirdi. Üzerinde her daim yakasından ayak bileklerine kadar uzanan eski model beyaz bir kandura giysisi olurdu. Kafasında da yine beyaz bir takke veya sarık bulunurdu. Uzun beyaz sakalları, kamburlaşmış beli ve elindeki ahşap renkli bastonu onu her daim heybetli gösterirdi. Oturduğu bina ile bizim binamız karşılıklıydı. Her namaz vaktinden yarım saat evvel mahallenin aşağı kısmında bulunan mescide gitmek üzere yola koyulurdu.

Normal insanın yaklaşık 5 dakikada gidebileceği bir yolu, yaşlılık ve hastalığın vermiş olduğu dezavantaj ile 15-20 dakikada giderdi. Her namaz vaktinde hiç üşenmeden o yolu gider namazını kılar tekrar eve dönerdi.

O esnada sokakta oyun oynayan ben Bakırcı Dede’yi gördüğüm zaman istemsizce oyunu bırakıp heybetine ve azametine odaklanırdım. Pek fazla konuşmazdı Bakırcı Dede. Bize bakar dişleri görünmeyecek şekilde gülümser ve yoluna devam ederdi. O yaşlarda neden az konuştuğunu elbette anlamıyordum daha sonraları akl-ı selim çağıma gelince bu insanların Allah kelamı etmeleri için kendilerini dünya kelamından men ettiklerini idrak ettim. Evet, Bakırcı Dede mescide gidip gelirken dahi Allah’ı anıyordu o nedenle konuşmuyordu.

Yaşadığım şehirde yazlar kurak ve çok sıcak geçerdi.

Sıcak ve bunaltıcı yaz günlerinde gündüzleri sokaklar pek sessiz olurdu. İnsanlar ya evlerinde klimalara teslim olur ya da balkonlarının gölgelik kısımlarında serinlemeye çalışırdı.

Sıcak yaz gündüzlerinde canım çok sıkılırdı pencereden dışarı bakırdım. Namaz vakitleri dışında Bakırcı Dede umumiyetle balkonda dinlenirdi. Zaman zaman etrafı seyreder bu esnada da dudakları kıpırdardı. Bazen şekerleme yapmak suretiyle sermiş olduğu döşeğin üzerine uzanırdı.

Her daim bir bacağını diğer bacağının üzerine atar bir ayağının diz kapağı diğer ayağının diz kapağının altına gelirdi gözlerini öyle kapatırdı. Çocuk aklımla bunu da idrak edememiştim. Daha sonraları anladım ki Bakırcı Dede uyumamak için kendine tamamen rahat bir pozisyon seçmiyordu. Çünkü uyursa zikri yarıda kalacaktı.

Bakırcı Dede’nin ömrünün son dönemlerinde hastalığı artmıştı ama buna rağmen her namaz vaktinden önce onu mescide giderken görürdük. Ölümünden birkaç gün öncesine kadar bu durum böyle devam etti. Bir gün akşama doğru,hava kararmaya yakındı. Okuldan yeni gelmiş eve girmek üzereydim. Birden Bakırcı Dede’nin evinin önünde bir kalabalık gördüm. Bakırcı Dede’nin torunları ağlıyordu. Kötü giden bir şeyler olduğunu anladım. Biraz daha yaklaştığımda mahalle ahalisinin kendi arasında “ Çok iyi insandı Allah rahmet eylesin.” Dediklerini duydum. Kendi ev halkım da oradaydı bir yandan Bakırcı Dede’nin ölümüne üzülürken bir yandan da Bakırcı Dede’nin ağlayan torunlarını teselli ediyorlardı.

O akşam mahallemiz için gerçekten karanlık bir akşam olmuştu. Herkesin sevip saydığı Bakırcı Dede ölmüştü. Yatağında çok sevdiği Kuran-ı Kerim’i dinleyerek ve şehadet getirerek vefat etmişti. Artık Bakırcı Dede’nin sürekli gittiği yoldan kimse gitmiyor gibiydi. Sanki o mescitte kimse namaz kılmıyor gibiydi. Sanki biz oyun oynarken kimse bize gülümsemiyordu. Bakırcı Dede’nin ölümünün üzerinden çok zaman geçti lakin hâlâ onun yürüdüğü o yolda yürürken her daim onu hatırlarım. Sanki yine mescidine gidecekmiş bir anda kapıdan görünecekmiş gibi hissederim. Acaba biz de ömrümüzün sonuna kadar onun yolundan bu şekilde yürüyebilir miyiz? Diye düşünürüm.

Hâlâ zaman zaman mahalle ahalisi tarafından rahmetle anılır. Gerçi onunla birlikte birçok muteber insan öldü. Aslında ahaliden de pek kimse kalmadı. “Ne kervan kaldı, ne at, hepsi silinip gitti, iyi insanlar iyi atlara binip gitti.” Diğer iyi insanlar gibi zaman zaman pencereden balkonuna baktığım Bakırcı Dede de gitmişti. O gittikten sonra bir daha da pencereden o balkona bakmadım. Çocukluğumun bir döneminde görebildiğim uzaktan uzaktan hayranlık beslediğim Bakırcı Dede bir yol bulmuş, onun arasında gidip gelmişti. İnşallah bu yol da onu Cennete çıkaran yol olur.

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi