ÖYKÜ
Giriş Tarihi : 22-11-2024 11:36   Güncelleme : 22-11-2024 11:59

Bak Şu İşe­­- Löpontif / Erhan Tığlı

Erhan Tığlı -BAK ŞU İŞE­­- LÖPONTİF

Bak Şu İşe­­- Löpontif / Erhan Tığlı

BAK ŞU İŞE­­- LÖPONTİF

Dilime her gün bir sözcük takılır, bugünkü de; “löpontif”.

Anlamı ne?  Kimden, nereden duydum? Bilmiyorum. Yolda “Löpontif” diye yürüyüp giderken önümdeki kadın aniden dönüp, “Terbiyesiz!” diye bağırınca şaşırıp kaldım. “Bana mı dediniz?” soruma, ‘’Evet, sana dedim kart zampara!” cevabıyla neye uğradığımı anlamadım. “İyi ama neden?”  “Bunun nedeni var mı? Bana laf atıyorsun. Senin hiç utanman sıkılman yok mu?”

Ahı gitmiş vahı kalmış kadına şöyle bir baktım.

“Laf atacak olsam sülün gibi güzel kızlara atarım. Senin neyine atayım?”

Dudak büzerek verdiğim cevapla büsbütün çileden çıkan kadın, “Yetişin a dostlar, hem suçlu hem güçlü. Hem laf atıyor, hem de hakaret ediyor!” diye avazı çıktığı kadar bağırdı.

Çevremizi saran kalabalık bana nefretle bakmaya başladı.

Bir kadın öfkeyle başını sallayıp “Bunun gibi rahat vermeyen sapık herifler yüzünden sokağa çıkamaz olduk. Üstelik de tecavüz edecekmiş gibi bakıyor.” dedi.

Biraz ötede duran kızın mini eteğinden gözlerini ayırmayan sicim bıyıklı genç “Alacaksın böylelerini karakola çekeceksin, eşşek sudan gelinceye kadar döveceksin!” diye kükredi.

Mini etekli kız eteğini çekiştirerek lafa karıştı:
“Hadi genç olsa neyse de babam yaşındaki adam niye böyle bir şey yapar?”

Kızın yanındaki başörtülü kadın “Asıl böylelerinden korkacaksın” diye homurdandı.

Bana dövecekmiş gibi bakan bir kasketli başını salladı, “Bu herif cezasız kalmamalı!” dedi.

“Polis, polis yok mu? diye bağırdı köşedeki kazıkçı bakkal.

“Polis gelse ne olacak?” diye güldü müşteri, “Önce zılgıt çekip sonra da salıveriyorlar.”

“Dağılın! Ne var, ne oluyor burada?” diye bağırarak hemen yanımıza damlayan polis olaya el koydu. Başka zaman pek ortalarda görünmezdi.

Kadın beni gösterip, “Bana laf attı, üstelik hakaret de etti” dedi.

Polis “Bak sen şu moruğa, ne dedi?”

Kadın; “Löpontif” dedi.

Polis dudağını büküp başını salladı, “Bak şu işe? Kimse anlamasın diye Fransızca laf atmalar da başladı ha? Şimdi ben bunu karakola çekip iki tokat atsam, yaptığı terbiyesizliğe bakmazlar da, karakolda vatandaşa dayak atıyorlar diye ortalığı ayağa kaldırırlar.”

“Bir dakika, ben kimseye laf falan atmadım!’’ diye bağırdım.

”Löpontif, yeni çıkan bir temizlik tozunun marka adı. Hem ucuz hem de ikramiyeliymiş. Kampanya düzenlemişler herkes kapışıyormuş. Karım,’ gelirken muhakkak al’, dedi. Adını unutmayayım diye kendi kendime tekrarlıyordum. Hanımefendi önümdeydi, yüzüne karşı söylemiş değilim.”

Ağzımdan çıkan temizlik tozu, ucuzluk, ikramiye sözleri kadınları harekete geçirdi. Laf attığımı iddia eden kadın da dahil olmak üzere hepsi birden markete koştular. Polis bile “Bari ben de gidip alayım, karıma sürpriz yaparım” dedi.

Yalanım ortaya çıkmasın diye düşünerek oradan uzaklaştım.

Editör: Nüzhet Ünlüer

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi