ARAF HALİM
Posası çıkmış gün artığı vakittir araf halim,
Buyurgan bakışların ilişmiş meczupluğuma...
Medusa mahzenden henüz çıkmış,
Yıllanmış meyleri,
Mimlenmiş gözlerinden içişim,
Kendimden geçişim...
Girift rüya,
Kıyama kalkmış feraset...
Haz dolu dokunuşlardan öte,
Arif halim…
Sonrasında,
Kör bir içgüdüyle eser kasırga,
Yeniyetme bir aşığın içine.
Çalkalanır okyanus kadar ruhlar,
Tehlikelerle depreşen çıkmaz,
Devasa tutkular,
Ölüme yapışık dev dalgalar...
Kadırga kaftanına yengeç yapışık kaptan-ı derya.
Makyajlı martılardan umduğum sen,
Tuhaf hülya...
Garip forsa ben…
Terkisine bindiğim gece atları,
Tetikte duran yokluğundayım dolu dizgin.
Sevecen bir ölüm gibi,
Dayamışım şakağıma hayalini ürkünç.
Nabzıma kastetmiş beklemelerim var benim.
Bu, cilalı kalbim için övünç.
Kurduğun bariyerler,
Yıkılacak birer birer;
Dilimden sıcak,
Yerkürenin tüm enlemleri akacak.
Boylamlara sığmayacak Asyalar, Avrupalar…
Yığdığın tüm elementleri eriteceğim kalbinde.
Sükun eden dışavurmuş yanışlarımla.
Denizaşırı musonlar taşıyacak küllerimi,
Sen matlığıma aldırma!
Araf halim...
Editör: Dilek Tuna Memişoğlu












































