ANLADIM
Anlamak, anlık bir akıl oyunuymuş
Ve bütününe yayılmazmış ömrün.
Söylenmediğinde her söz,
Doğru;
Şimdiki zaman
Yalanmış.
Düğünlerde yalnızca gülünmez
Ve yalnızca ağlanmazmış cenazelerde.
Öfke,
Çok sevmenin sonuymuş,
Bir katil merhametli olurmuş da
Bir anne,
Öldürebilirmiş doğurduğunu.
Anlatıldığı gibi olmazmış yaşananlar,
Yaşananlar yalnızca anlatılır
Ve anlatılanlar;
Asla anlaşılmazmış.
Kazanmak için bir çabamız olmamışsa
Göz göre göre kaybederken de
Hiçbir şey yapmazmışız.
Anladım neden bir türlü anlamadığımı
Anladım, ağlayışlarının
İçimdeki kupkuru ve tozlu geceleri ıslattığını,
Seninle dolup seninle süslendiği için
Yalnızca geçmiş zamanın güzel kaldığını
Bütün güzel zamanların geçmiş olduğunu,
Anladım.
Anladım gençlik camlarının kırıldığını
Ölümün bedenime ağır ağır dolduğunu.
Adı olmayınca kolaymış
Bazı duygular.
Bazı duygularsa hiçbir ada sığmazmış.
Sevdanın neden kara olduğunu,
Neden türkü yakıldığını
Küçüklü büyüklü kıskanmalarla ancak
Yaşamın aktığını,
Ve kadına yazılmadığını şiirlerin
Kadınlara yaşandığını,
Anladım hiçbir şeyin birden olmadığını,
Her yaşananın bir sonuç olduğunu,
Sebeplerin yokluğunu,
Her şeyin birbirine sımsıkı bağlandığını,
Ve insanın;
Toplumun yalnızca bir nesnesi olduğunu,
Özne olmanın yalanlığını
Öznenin kayıplığını,
Buna niyet edenin yalnızlığını
Anladım savaşları,
Ve savaşa hazırlık yapılan zamanların
Barış sanıldığını.
Çaresiz kalınca da gülündüğünü
Mutluyken de ağlandığını
Ve ölümün zamansız üzdüğümüz
Dostlarda olduğunu anladım.
***















































